January 31, 2015

Devasal Bir Sempozyum Organizasyonu Neden Bir Pazarlama Basarisizligiydi?

  No comments    
categories: ,
Gectigimiz hafta 3 gun Antalya Belek'te, Atik Yonetimi Sempozyumu'ndaydim. Atik yonetimi konusunu pek cok sektor ve is kolu perspektifinden ogrenip, kamu, ozel sektor ve akademi dunyasinin yetkili isimlerinden dinleyebileceginiz, guclu sponsorlari olan bir organizasyondu. Cok ozenli, her detayina kadar dusunulmus (havaalani transferine kadar) bir organizasyondu ve icerikler cok kapsamli ve kaliteli bir sekilde planlanmisti. Fakat benim anlatmak istedigim sey, sempozyumun icerigiyle ilgili degil. Daha disaridan bir bakisla, dijitalin altin cagini yasadigi, network yapmanin, is ve sosyal iliskiler icin inanilmaz kritik oldugu 2015 yilinda gerceklesen bir konferansin, basarili ve basarisiz/eksik oldugu noktalarla ilgili gozlemlerimi paylasmak istiyorum.
On bilgiler ve artilar: 

  • Atik yonetimi nedir? Her turlu atigimizin (ambalaj, pil, evsel, endustriyel, vb.), azaltilmasi, ayristirilmasi, dogru toplanmasi, geri donusumu, kazanimi ve bertarafini iceren, cevre ve gelecegimiz icin cok onemli bir surec diye ozetleyebiliriz. 
  • Turkiye Cevre Vakfi'nin, Cevre ve Sehircilik Bakanligi ile birlikte organize ettigi sempozyumda, binlerce katilimci, konusmaci ve burokrat vardi.
  • Antalya Belek'te bes yildizli, devasal bir convention center'i olan guzel bir otelde gerceklesti. 
  • Atik yonetimi gibi Turkiye ve dunya icin cok buyuk onemi olan bir konu icin tam 3 dolu gun planlandi. 
  • Cok ozenli bir ajanda olusturulmustu ve hersey planlanan dakikada baslayip tamamlandi. 
  • Cesitli kurumlardan cok sayida konusmaci, cok degerli sunumlar yapti.
  • Cok guzel bir logo calismasi yapilmisti. 
  • Cevre bilinci ve atik yonetimi, ancak halkin bilgilendirilmesi ile asama kaydedilebilecek bir konu. Mesela hangi atiklar hangi ture girer, nasil ayristirilir, nereye goturup geri kazandirabilirsiniz? Bunlarla ilgili yonlendirmeler olmali, oyle degil mi? Dolayisiyla boyle bir sempozyum bunun icin degerli bir firsatti. 

Elestiriler:

  • Bu kadar duyurulmaya ve bilinc yaratilmaya calisilan bir konu uzerine yapilan bir konferansta, hicbir sosyal medya paylasimi yapilmadi ve hesap acilmadi.
  • Instagram ve twitter'da konuyla ilgili hasthtagi ilk ve son acan kisi olmam bence inanilmaz. 
  • Yazili veya gorsel basinda neredeyse hic yer etmedi. - Belki sempozyum tamamlandiktan sonra internette 1-2 habere denk gelirim diye arama yaptim, ama malesef yok...
  • Katilimcilarin birbiriyle tanisip isleriyle alakali kisilerle irtibata gecmesi icin super bir firsat olmasina ragmen, o kadar ufak fontla yazilmis yaka kartlari vardi ki,  insanlarin ismini gormek icin gobeklerinin dibine girip bakmaniz gerekiyordu. 
  • Yaka kartlarinda firma/temsil edilen kurum ismi yazmiyordu! 1000 kisi icinden isme gore mi gidip insanlarla tanisacaksiniz? Bu mumkun mu? 
  • Antalya'da cok fazla konferans ve sempozyum duzenleniyor biliyorum, ama sehrin tanitimi icin bu etkinliklerin duyurulmasinin cok onemli oldugu dusunuyorum. Bu da bir nevi "konferans turizmi"sonucta ve sehrin daha fazla da etkinlige ev sahipligi yapmak icin halen payi var. 
  • Otel icin muthis bir pazarlama firsatiydi ama bu konuda yapilan girisim: sifir! 
Genel sonuc: 
  • Geri donusum, atik yonetimi, cevre bilinci gibi konularda halki aydinlatmak icin,
  • Sehrin ve beldenin tanitimini yapmak ve turizmi desteklemek icin, 
  • Otelin reklamini yapip goz onune cikarmak icin, 
kocaman bir firsat bosa gitmis oldu. 


January 27, 2015

Seyahatlerde Hayatinizi Kolaylastiran Tuyolar: Yol, Otel, Vize & Masraflar

Cocuklugumdan beri duzenli seyahat ettigim icin olsa gerek, yolculuk yapmanin bende bir bagimlilik haline geldigini gozlemliyorum. Ayda en az birkac defa bir yerlere gitmezsem (yasadigim sehrin disinda herhangi bir yere cikmazsam - cok yakin olsa da olur) kendimi kismen hapsolmus gibi hissediyorum ve dolayisiyla uygun olan her zamani yeni bir seyahat planlamak icin kolluyorum. Gerek ailemi gormek, gerek is, gerekse tatil amacli, surekli olmasa da oldukca sik seyahat ediyorum ve ucak, tren, araba olmak uzere bircok ulasim yontemini kullaniyorum. Seyahatlerde zamanimi %100 verimli, gereksiz dakika bile kaybetmeden gecirmeye dikkat ediyorum. Ailemi gormeye gidiyorsam bir an once onlarin yanina ulasmayi, gezi icinse kesfedebilecegim ne varsa gezip gormeyi, tadilacaklari tatmayi, vaktimi dinlenmeye ayirmayi, is icinse en pratik sekilde ve az puruzle halletmeyi istiyorum. 

Yillar icinde, seyahatlerimi kolaylastiran, vakti nakit gibi tasarruflu kullanmami saglayan bir bilgi birikimi olustu haliyle. Benim icin artik rutin haline gelmis bir takim seyahat aliskanliklarini, dikkat edildiginde hayati kolaylastiran noktalari, kisa ve uzun seyahatler icin valiz hazirlama taktiklerini, yaniniza mutlaka almaniz gerekenleri, seyahati planlarken kullanilacak/arastirilacak kaynaklar ve seyahatlerinizde isinize yarayacak uygulamalari elimden geldigince toparlayim, merak edenlere referans olsun istedim. Konu o kadar kapsamli ki, ikiye bolup, ilk kisimda yolculuk, otel, vize ve masraflarla ilgili detaylari ve bu dort konu ozelindeki genel tuyolari toparladim. 

Hadi bakalim, harika seyahatler olsun herkese!

Yolculuk
YHT'in acilmasi, Istanbul - Ankara - Eskisehir arasi rotalari rahatlatan, guzel bir arac oldu bence. Istanbul-Ankara arasini cok hizlandirdigini, sureyi cok kisalttigini soyleyemem (gerci bir sure sonra daha da kisalacagini soyluyorlar ama gorecegiz), zira kis doneminde (hava kosullarini bahane ederek) 4 saat 20 dk'ya kadar ciktigina sahit oldum. Ancak havanin daha sorunsuz oldugu donemlerde ortalama 3 saat 45 dk suruyor, ki bu fena degil. Basta, ucaga gore uzunmus gibi geliyor, ama havaalanina cok yakin oturmuyorsaniz Istanbul ici trafigi ve varis surenizi, arti havaalaninda ucak kalkana kadar, indiginde bosalana ve valizinizi alana kadar ve ciktiginizda yine evinize kadar olan sureyi hesaba katarsaniz, toplam surelerin neredeyse ayni oldugunu fark edersiniz. Bir de, ucaktaki sivi ve agirlik limitlerinin aksine, valizinize istediginiz seyi koyma rahatliginiz var. Dolayisiyla, soz konusu rotada gidecek olursaniz, bence cok mantikli bir opsiyon. Ustelik bilgisayarinizi acip yolculuk suresi boyunca kesintisiz calisabilir, biseyler okuyabilir, uyuyabilir, dedikodu yapabilir, insanlarla tanisarak network'unuzu bile genisletebilirsiniz!

*https://yolcu.tcdd.gov.tr/view/eybis/tnmGenel/tcddWebContent.jsf

Ucak bileti konusunda ise indirim ve kampanyalari duzenli takip etmek bu isin basi! Son dakika bilet almak istediginizde gozlerinizi yuvalarindan fiskirtacak fiyatlarla karsilasabilirsiniz.  Seyahat edebileceginiz tarihleri onceden ongormek cok zor biliyorum, ama istisnai durumlar haricinde ne kadar erken, o kadar iyi. Pegasus'tan gecen yil icin aldigim Amsterdam biletimi gidis-donus 200 TL'ye almistim. Bu sene de Baris'in istegiyle tekrar Subat ayina bilet aldik (Eylul'de almistik), yine 210 TL civari birseye denk geldi ve bence cok iyi bir fiyat.

Haftasonu kacamaklari icin, eger mumkunse, yarim gun veya bir gun izin alabilirseniz Cuma aksam-Pazar aksam seklinde bilet almamaya calisin, cunku dogal olarak calisan insanlarin hepsi bu zamanlarda almaya mecburlar ve ucak ne kadar populer, o kadar pahali. Yarim gun bile izin kullanabilirseniz Pazartesi sabah ucagiyla gelip ciddi bir tasarruf yapabilirsiniz mesela.

Pegasus'un mudavimi oldugum icin cogunlukla ucak bileti icin ilk baktigim site onlarinki, ama her zaman THY'den daha ucuz olmuyor, aklinizda bulunsun. Mutlaka cross-check yapin. Hem havayollarinin kendi sitelerinden, hem de karsilastirmali bakabileceginiz farkli sitelerden yararlanin.

www.flypgs.com
www.thy.com
www.skyscanner.com.tr
www.orbitz.com (kitalararasi ucuslarda genelde kullandigim site)
www.travelovity.com

  • Bu arada, mobil uygulamalarini da indirmenizi tavsiye ederim, ozellikle THY ve Pegasus'un uygulamalarinin kullanimi cok kolay ve uyelik numaralarinizla kullanabiliyorsunuz. 
  • Sadakat programlarindan biriktirdiginiz mil puanlarin son kullanma tarihine dikkat edin bu arada, THY'nin Miles & Smiles programinda her yil 31 Aralik'ta bir miktar miliniz kullanmadiginizda yaniyor. 
  • Cok onemli bir nokta: ucuz olsun diye gecenin tuhaf saatlerinde varan ucaklari tercih etmek hic mantikli olmayabilir, buna mutlaka dikkat edin. Zira gideceginiz yerde havaalanina indiginizde, normal saatlerde calisan tren veya otobus hatlari gece calismadigi icin otelinize ulasmak icin taksiye binmek zorunda kalabilir, ustelik gece varacaginiz icin otelde de ekstra bir gece konaklama eklemeniz gerekebilir. 
Konaklama

www.booking.com (muthis musteri hizmetleri var, indirim alabiliyorsunuz - en sik kullandigim site)
www.hotwire.com (otelin ismini degil, bolgesini/mahallesini ve yildiz sayisini secerek - ornek otel isimlerini goruyorsunuz - daha uygun fiyatli secenekler bulabileceginiz bir kaynak)
www.airbnb.com (otel yerine daha hesapli bir secenek - baskalarinin evinin tamamini veya bir odasini kiralayabilirsiniz

Vize

  • Vize basvurusunu araci firmalarla degil, basvuru evraklarini dikkatlice okuyarak ve anlamadiginiz birsey oldugunda internetten arastirarak sahsen yapin. Araci firmalar ortalama 100 TL gibi bir ek maliyet koyuyorlar. 
  • Vize basvurunuzu eksiksiz teslim edin, cunku vize almak ulkemizde gercekten pahali! Bu kadar cok para ve vakit harcadiginiz birseyin, eksik bir evrak yuzunden cope gitmesi cok aci olur. 
  • Vizeye basvurmadan once en az 3-6 ay daha gecerli bir pasaportunuz oldugundan emin olun. 
Masraflar (butcenizi planlarken bunlari unutmayin):

  • Ucak bileti
  • Vize 
  • Ev-havaalani arasi yol
  • Gumruk cikis pulu
  • Havaalani - otel arasi yol 
  • Otel + Gittiginiz yerde sehir vergisi varsa, otelde bunu konaklama bedelinizin uzerine ekliyorlar
  • Oteliniz kahvalti veriyorsa gunluk 2 ogun, vermiyorsa 3 ogun yemek masrafi +  gun icinde atistirmalariniz
  • Gittiginiz yerdeki sehirici ulasim
  • Muze, turtistik alan giris ucretleri
  • Ek harcamalariniz (hediyelik, ivir zivir, duty free, vs.)
Genel tuyolar
  • Sik kullandiginiz havayolu, otobus firmasi ve otel rezervasyon sitelerinde uyeliginiz olsun. Hem firsatlardan, indirimlerden haberdar olur, hem de kullandikca puan/mil biriktirirsiniz. Kullanmasaniz da kenarda durur, hicbirsey kaybettirmez. 
  • Mutlaka online check-in yapin. Her havayolunun mobil uygulamasi da bulunuyor, kolaylikla halledebilirsiniz, 2 dk'nizi alir. Vaktinizi havaalaninda bosa harcamayin. 
  • Eger dar alanlarda bunaliyorsaniz, sik tuvalete gitme ihtiyaciniz oluyorsa, veya ucaktan inerken vakit kaybetmeyim, bir an once firlayip ineyim istiyorsaniz cam kenari koltuk secimi yapmayin, koridor alin. Online check-in'in faydasi, erken davrandiginiz surece istediginiz koltugu alabilmeniz, unutmayin.
  • Pasaportunuzun ve nufus cuzdaninizin scan edilmis bir kopyasini bilgisayariniza gecirin ve kendinize email atin veya kullandiginiz bir cloud sisteminde tutun. Kimliginizi kaybedersiniz, bir ihtiyac olur, dijital olarak da bulunmasi her zaman faydali. 
  • X-ray'den gecerken cocuklu (ozellikle bebek arabali) ailelerin arkasinda kalmamak cogunlukla vakit kazandirir. :)
  • Uzerinize metal dedektorunde otecek seyler giymeyin: Kemer, zimbali cizmeler/botlar, kat kat metal kolyeler, gibi. 
  • Hafif ve rahat giyinin. Ozellikle uzun ucuslarda sicak geldiginde veya usudugunuzde cikarip giyebileceginiz kat kat giysileriniz olsun: tshirt, hirka, polar, sal, gibi. Dar ve rahat etmeyeceginiz kotlar, topuklu ayakkabilar giymeyin. Ayaklari saatlerce asagida tutunca sisiyorlar ve daha sonra o ayakkabilarla yurumek tam bir eziyete donusuyor. Ayaginizda corapsiz giydiginiz bir ayakkabiniz varsa bile yaninizda bir cift corap olsun cunku ucaklarda klimalar yerden de ufluyor ve ayaklari usutebilirsiniz.

  • Cok parca esyayla seyahat etmeyin. Yolculuk cantaniz, ihtiyaciniz olan herseyi sigdirabileceginiz ama devasal olmayan, tercihen kendi agirligi cok az olan (kipling'ler, longchamp'ler ve eastpak/jansport sirt cantalari bu konuda super) bir canta olsun. Bilgisayarinizi ayri, el cantanizi, ivir zivirinizi ayri tasimak yerine hepsini tek bir cantanin icine koymak cok daha kompak ve hizli olur, unutmayin. Ne de olsa Turkiye'de havaalanlarinda iki defa guvenlikten geciyoruz, sayica cok olan esyalari tek tek cikarmak, yerlestirmek ve toplamak gereksiz yorucu. 
  • Ucusunuzun oldugu havayolunun valizle ilgili kurallarini yola cikmadan once bilin ve bunu gozeterek hazirlanin. El bagajinin boyutu, agirligi, iceriginde olmasi yasak olan maddeler, valiz agirligi ve adedini ogrenin ve gereksiz bir sikintiyla karsilasmayin. Referans olmasi adina: Turkiye'de ic hatlarda genelde valiz agirligi 15 kg, el bagaji agirligi ise 10 kg. El bagajinda, kol cantaniz veya bilgisayar cantanizla birlikte bir de kabin bagajiniz olmasinda sorun yok. Uluslararasi ucuslar icin havayolunun sayfasindan kontrol edin. 
  • Dovizi havaalanindan degil, tercihen komiyson oranini bildiginiz bir doviz burosundan degistirin. Havaalanlarindaki doviz ofislerinden almak zarariniza olacaktir.
  • Valizlerinize, kaybolmasi ihtimaline karsin etiket takin ve emailiniz basta olmak uzere bilgilerinizi yazin, ki size rahatlikla ulasabilsinler. 
  • Havaalanlarinda lounge'u olan kredi kartlarindan edinin ve havaalaninda rahatca yeyin, icin, dinlenin, interneti kullanin. Turkiye'ye tasindigimdan beri Wings Black kartim var ve Wings Lounge ve Vale hizmetinden yararlanabilmek buyuk bir konfor. Nasilsa hepimizin kredi karti var, bari ise yarayani olsun. 
  • Elektronik cihazlarinizin hepsinin sarjinin olduguna emin olun. Yeni bir uygulamaya gore artik havaalaninda guvenlikler bilgisayar/ipadinizi acip gostermenizi de isteyebiliyorlar, aklinizda bulunsun. 
Serinin ikinci kisminda ise valiz hazirlama, el cantasinda olmasi gerekenler ve seyahat uygulamalari var, ona da bakmayı unutmayın, seyahatle kalin!


January 22, 2015

Evde Kek Kokusu Var: Pekmezli Havuclu Kek

Evi ev yapan, size ozgu kilan ve yillar icinde evinize gelenlerin gozunde sizinle ozdeslestirdikleri bir takim seyler var bence. Kimi evlere girdiginizde soguk bir hava vardir mesela, sanki cok misafir girmemis, cok anisi olmamistir. Kimi evler ise sicaciktir, davetkardir, rahat hissettiginiz ve misafir olmaktan mutlu oldugunuz yerlerdir. Bir evin kokusu benim icin en onemlisi, cunku koku hafizasi cok guclu birsey ve burnunuz bir kokuyu aldigi anda sizi alip eski bir aniniza goturebilir. Mesela annenizin evine girdiginizde aldiginiz bir koku, sizi alip cocuklugunuzda karli bir gune tasiyabilir.

Benim icin annemin evindeki havuclu tarcinli kek kokusu, babaannemin evindeki bazlama kokusu ve anneannemin evindeki kaynayan sut kokusu (bir sutlac yapar, boylesini hicbir yerde yiyemezsiniz) cok ozeldir mesela. Hafizama kazinmis, guzel anilara goturen kokular. Ben de kendi evimden boyle kokular eksik olmasin, eve girerken burnumuz bayram etsin, o gun canimiz sikkinsa bile eve adim atar atmaz yuzumuzu guldursun, misafirlerimizi merak ettirsin istiyorum. Bu yuzden yapmayi en cok sevdigim, o gunku moduma gore kafadan uydurup aklima esen malzemeyle denemeler yapabildigim ve cay veya sutun yanina oldugunda yeme de yaninda yat cinsten olan bir lezzeti, evden eksik etmemeye karar verdim. Haftada veya iki haftada bir (henuz karar vermedim), farkli bir kek deneyip tarifini paylasacagim. Bugunun denemesi, pekmezli ve havuclu kek. Sekeri az, pekmezle tatlandirilmis bir tarif. Cok hafif ve saglikli, fakat cok tatli olmuyor, aklinizda olsun. 

Malzemeler: 
1 su bardagından biraz az pekmez
1/2 - 1 su bardagi kadar kahverengi seker (ne kadar tatli olmasini istediginize bagli)
3 yumurta
1 su bardağı sıvı yag
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
Kıvamına gelene kadar un (3 su bardağı kadar)
Yarım su bardağı kadar süt
1 su bardağı rende havuç
1 tatlı kaşığı tarçın
1 cay bardagi kadar dovulmus ceviz

Yapılışı:
Pekmez, seker ve yumurtalari guzelce çırpın (cok tatli aramam derseniz tamamen sekersiz de yapabilirsiniz). Sivi yagi ve sütü koyup yeniden karıştırın. Daha sonra sırasıyla vanilya, kabartma tozu ve unu ekleyip iyice çırpın.  Ardindan havucu, tarçını ve cevizi ekleyip son defa karistirin ve tamamlayin. Kek kalıbınizi yağlayin, kek karisiminizi guzelce dagitin ve 175 derece firinda 40-45 dk arasi pisirin. 

Afiyet olsuun!


January 20, 2015

Kendime Ev Temizligi Hediye Ettigim Bir Yastayim: 27 Yasima Kadar Ogrendigim 27 Sey

Kendime ev temizligi hediye ettigim bir yasa girdim bugun ve hersey gayet guzel!

Tam bir "20'li yaslarin ikinci yarisi" konulu Buzzfeed geyigi gibi oldu (ne demek istedi?), ama evet, evimizin temizlige ihtiyaci vardi ve bugun kendime bunu hediye etmis oldum ve yeni bir canta veya bluz veya X birsey almaktan cok daha mantikli geliyor. Iste bu 'mantikli gelme' durumu, sanirim soz konusu yas alma halinin getirdigi olgunluk olmali. 'Buyumek istemiyorum' diye isyan ettigim anlari inkar edecek degilim elbette, ama her ne kadar klise olsa da, her yasin bir guzelligi var iste. Her yasim bana bambaska seyler getirdi, goturdu ve ogretti. 26, bircok sebepten dolayi mukemmeldi, cilgindi ve aklimin ucuna gelmeyecek, hayal bile etmedigim bir dolu sey yasadigim bir yasti. Kimbilir henuz hayalini bile kurmadigim neler beni bekliyor 27'de. Sabirsizlikla bekliyorum!
27 yasima kadar ogrendigim 27 sey neydi peki?

1. Kendinize acimasiz olmayin. Hatalar yapmis ve yapacak olabilirsiniz, ama bu dogamiz geregi olmasi gereken birsey ki, ders cikaralim, birseyleri degistirelim, iyilestirelim. Once kendinizi sevin ki, baskalari da sevebilsin. Zaman taniyin, baskalarina gosterdiginiz anlayis ve sabri kendinize de gosterin. 

2. Su akip yolunu buluyor ve zamanla hersey duzeliyor. Oldurecegini sandiginiz acilar, basarisizliklar ve uzuntuler mutlaka bir gun geciyor. En zor zamanlarin ve inislerin mutlaka cikisi da var, biraz beklemek, olumluyu gorebilmek gerekiyor. Cikolatadan, romantik komedilerden ve sevdiklerinizden destek almak serbest. 

3. Sagliginiza dikkat edin! Genclik atesiyle korkusuzca ve futursuzca yiprattigimiz vucudumuz gercekten bir makinadan baska birsey degil. Iyi bakmaz, pislikle doldurur, hak ettigi bakimi ve ozeni gostermezsek, bir noktada motoru bozmaya basliyoruz ve hastaneleri favori adreslerimize ekliyoruz. Spor yapmak, sadece kilo vermek icin degil, hayatimizi duzene sokmak, vucudumuzu enerjiyle doldurmak, dinlendirmek, stresimizi azaltmak ve kendimizi ruhen beslemek icin de yapmamiz gereken birsey. Isten veya baska yorgunluklardan dolayi kilimizi kimildatmak, TV karsisindan kalkmak istemiyoruz veya sabah yarim saat erken kalkip yoga yapmak istemiyoruz belki, ama kaldirdigimizda kendimizi cok daha iyi hissedecegimiz ve uzun vadede kendimizi odullendirdigimiz kesin. 

4. Ailenizin kiymetini bilin. Hayatinizin her aninda, her mutluluk ve basarisizliginizda sorgusuz sualsiz arkanizda olacak olan kisiler onlar. Birlikte gecireceginiz her saniye cok kiymetli, cunku hep birlikte yaslaniyorsunuz ve malesef gecirecegimiz sureler sonsuz degil. Buyudukce aranizdaki iliski daha guclenecek, eskiden tahammul edemeyip birbirinize girdiginiz konulari simdi cok kolaylikla cozebilecek arkadas gibi kol kola verebileceksiniz. 

5. Hayatinizdan birilerini cikartmanizda sorun yok. Lisedeki gibi ne kadar cok arkadasiniz var, o kadar iyi diye birsey yok ve Facebook'ta binlerce arkadasiniz var diye kimse odul vermiyor, daha populer olmuyorsunuz. Kisitli olan vaktinizi, gercekten sevdiginiz, deger verdiginiz ve size deger veren kisilere harcayin. Sizi yoran, enerjinizi emen, her sesini duydugunuzda sitem etmek yerine mutlu olan, 'iyi ki aradin' diyenleri hayatinizda tutun. Mutluluk bulastiran bir avuc insan olsun yeter. 

6. Daha cok evet deyin, daha acik fikirli olun. Dinlemeye, ogrenmeye ve denemeye daha acik olun. Korkup kose bucak kactiginiz bir aktiviteyi yapmak icin belki de zaman gelmistir. Hic kayak yapmadiysaniz ve korkuyorsaniz mesela, bu sene yapin; cunku belki cok seveceksiniz. "Ben asla ... yemem" diye cocuklugunuzdan beri kendinize koydugunuz kurallari yikin, deneyin. Sevmezseniz, yine sevmeyin, yemeyin. Ama denemekten, evet demekten korkmayin. Evet demek size ne gibi firsatlar getirecek ve kendinizle ilgili yeni neler kesfedeceksiniz, merak etmiyor musunuz?

7. Herseye evet demeyin. Cevrenizden gelen taleplerin hepsini kabul etmek, aranizi iyi tutma endisesiyle yapmak istemediginiz seyleri yapmak zorunda degilsiniz. Istemediginiz birsey icin kendinizi zorlamayin, mutsuz etmeyin. Gerektigi zaman hayir deyin. 

8. Finansal durumunuzu anlayin ve yonetin. Calismak ve para kazanmak, hayatimizdaki bizi esas mutlu eden seyleri yapabilmek icin bir arac. Kazandiginiz bu parayi iyi yonetmek, kisisel veya aile butcesi konusunda bilgi sahibi olmak, sonsuza kadar carcur etmeyip, anlik suursuz kararlarla hareket etmeyip bilincli olmak, hem sinirli kaynaginizi daha optimal dagitmak, hem de maksimum verim almak icin (ekonomi 101) cok onemli. Ne kadar erkenden kendinizi bu konuda egitirseniz o kadar iyi. 

9. Trend, moda ve guzellik, medya tarafindan ici sisirilmis, bos kavramlar. "Kime gore, neye gore" sorusu, tam da bu konuya gore! Dergilerin, unlulerin "guzellik" dunyalari, tuketimi pompalamak icin yaratilmis soyut bir alem. Guzellik, insanin kendini iyi, saglikli, ozguvenli ve mutlu hissettigi halidir bence. En dar kotu giymek, en pahali cantayi takmak veya goz alici 'ombre'yi yaptirmak, size de biraz gereksiz gelmiyor mu?

10. Yemek yapmayi ogrenin. Cunku saglikli, tasarruflu ve rahatlatici! Ne demistik yukarida, saglik onemli. Ve 3 ogun disarida yiyerek bunu korumak hem cok zor, hem cok masrafli. Kendiniz, aileniz veya misafirleriniz icin birsey yapip sunabilmek da ayrica bir keyif. Mesela evinize kahveye gelen arkadaslariniza kek yapabilmek ve geldiklerinde evinizin mis kokmasi, yediklerinde begenmeleri, basit ama ne guzel seyler, degil mi? 

11. Hayaller icin gec degil. Yasimiz ilerliyor olabilir ama hicbir zaman gecikmis degiliz. Hayal kurun, uygulayin ve basaramamaktan korkmayin. Cunku basarisizlik dunyanin sonu degil, yeniden baslarsiniz.

12. Daha cok seyahat edin. Ucuzlayan ucak biletleri ve artan konaklama secenekleri, hem kendi ulkemizde, hem yurtdisinda gormedigimiz yerleri kesfetmemiz icin harika bir firsat. Insan en cok seyahat ederken ogreniyor. Okumak ve dinlemek bu noktada bence yetersiz, cunku insan okuyup duyduklarini unutuyor belki, ama bir ulkeye gittiginde sokaklarinda yururken nasil hissettigini unutmuyor. Kapadokya'da balondan gundogumunu izlerken hissettigin mutlulugu ve hayranligi, Isvec'te sokaka yururken her yerden gelen kahve kokularini unutmuyorsunuz mesela. 

13. Daha cok okuyun ve yazin. Ogrenmek, hic bitmeyen bir surec ve daha cok okuyup yazmak bunu destekleyen belki de en onemli faktorler. Ama bir yandan da, insanin kendini daha iyi dinlemesi ve kesfetmesi icin cok onemli. Iyi bir okur olmak, iyi yazmayi sagliyor ve yazmak, kendinizi ifade etmenin en iyi yontemlerinden biri. Sadece kendiniz icin bile olsa, yazmak zihninizi dinc tutuyor, gelistiriyor ve birseyleri kayit altina almis oluyorsunuz. 

14. Network yapin ve sosyal medyayi akillica kullanin. Dunya genelini kapsayan bir istatistige gore, islerin %70'i networking sayesinde bulunuyor ve referansli olan adaylar %55 daha hizli ise aliniyor. Daha cok insan taniyin, profesyonel bir bag kurup, iliskinizi tekrar iletisime gecebilecek seviyede tutun. Is icin olmasi sart degil; bir yere gittiginizde, bir sorunuz oldugunda da cevaplayabilecek, danisabileceginiz kisiler tanimak cok buyuk bir avantaj. Universiteden sonraki ilk yillarda cok onemsemedigim birseydi, ama yeni yeni bunun ne kadar onemli oldugunu fark ediyorum. 

15. Mutlu olmadiginiz seyleri degistirin ve sizi mutlu eden seyleri daha fazla yapin. Evet, bu kadar basit. Hayatinizda sizi mutsuz ettigini bildiginiz seyler varsa, yapabilecek gucunuz ve zamaniniz oldugu surece degistirin. Yatak odanizin rengini sevmiyor musunuz, boyayin gitsin. Sevdiginiz seylere ise daha fazla zaman ayirin. Mesela beni yazmak cok mutlu ediyor, daha cok yaziyorum. Tarhana corbasi icmeyi seviyorum, daha cok pisiriyorum. :) Basit seyler.

16. Kendinize gulebilmeyi ogrenin. Hatalariniza ve eksiklerinize gulebilmek, kendinizi kabul etmektir. Hayati asiri ciddiye alip kendinizi germeyin. Ister istemez zaten birsuru problemle ve gundelik sikintilarla bogusuyoruz. Daha fazla stres yaratmaya ve kendimizi bunaltmaya gerek yok. Hata yapinca, diliniz surcup yanlis birsey soylediginizde bosverin utanmayin, baskalariyla birlikte siz de kendinize gulun. 

17. Kendinize zaman ayirin ve simartin. Yalnizliktan pek cogumuz korkuyoruz veya hemen sikiliyoruz. Ustune ustluk, kendi basina sinemaya gitmeyi, merak ettigimiz bir kafede kendimize bir kahve ismarlamayi eziklik olarak hissettiren bir toplumdayiz. Oldum olasi anlamadim kendi basina sinemaya gitmenin neresinin eziklik oldugunu... Bence aksine, ozguvenli ve guzel birsey. Insanin bazen kendini dinlemeye, sessiz bir gun gecirmeye, simartip bakima girmeye, neyden keyif aliyorsa onu yapip yenilenmeye ihtiyaci oluyor. Bunu yapmak icin kendinizi ozgur birakin. 

18. Arkadasliklariniza sahip cikin. Yillar icinde bircok kisiyle tanisiyor ama bir avuc insanla kalici dostluklar kuruyorsunuz. Zor zamanlarinda yanlarinda olun, daha cok paylasin, fikir alin, birbirinizden ogrenin ve anilar biriktirin. 

19. Sevmekten ve sevdiginizi soylemekten korkmayin. Ailenize, arkadaslariniza, hatta hayvanlariniza ve ciceklerinize de :) Hicbir maliyeti ve zahmeti olmamasina ragmen, sevgi sozcukleri insanlarin cok cimri davrandiklari seyler nedense. Cicek cocuk gibi bir yorum olacak bu, ama sevgi besleyicidir ve bulasicidir. Sevin ve soyleyin, hem kendinizi, hem sevdiklerinizi mutlu edin, iyi hissettirin. Bu arada Tarcin'a ve ciceklerime de onlari sevdigimi soyluyorum ve bence onlar da beni seviyor, cunku Tarcin'in gozlerime bakisindan, patisiyle elimi tutusundan ve orkidelerimin de sevgime karsilik cicekler vermesinden bunu goruyorum. 

20. Kendinizi baskalariyla kiyaslamayin. Ne kariyer olarak, ne fiziken, ne becerileriniz ne de iliskileriniz konusunda. Farklisiniz, farkli seyler yasadiniz, gordunuz, ogrendiniz ve dolayisiyla farkli noktalardasiniz. Bir baskasinin yaptigi sizin icin bir kistas degil. En iyi rekabet kendimizle yaptigimiz yaristir. Neredeydim, neler yapabilirim, neyi degistirebilirim, iyilestirebilir miyim? Facebook'taki arkadaslarinizin hepsi evlendi cocuk yapti ve siz henuz o noktada degilsiniz diye kendinizi kahretmenin hicbir anlami yok. Bu sizi bir adim oteye goturmez ve kendinizi mutsuz etmekten baska bir ise yaramaz. Ne demistik, su akar yolunu bulur. Zamani geldiginde, siz ve evren sizin icin hazir oldugunda hersey olur. 

21. Cok fotograf cekin. Fotograf cekmenin telefonumuzdaki bir tusa basmak kadar kolay oldugu bir cagda yasiyoruz. Anilarinizi kalici hale getirin, fotograflar biriktirin, albumleyin, donup bakin. Ah universitedeki kiz arkadaslarla yaz tatili ne guzeldi mesela... Fotograflarla tekrar gitmis gibi anilarinizi yad edin. 

22. Rutinler her zaman sikici degil, aksine bazen guzeldir. Ailenizle, arkadaslarinizla ve kendiniz icin yarattiginiz rutinler guzel aliskanliklar ve anilar olabilir. Mesela her yil ailecek organize ettiginiz bir tatil, Pazar aksami film seansi, arkadaslarinizla gittiginiz bir kafe veya bir mac, tekrari guzel olan rutinlerdir.

23. Affedici olun. Hayatinizda sizi cok uzmus, kandirmis, caninizi yakmis insanlar olmus olabilir. Yasadiginiz seye uzulmek yerine, size hak etmediginiz birseyi yasatan kisinin artik hayatinizda olmadigi icin mutlu olun. Onlar yaptiklari kotulukle yasamak zorundalar dusunsenize, onlar icin uzucu ve acinasi bir durum. Kizmak yerine sukredin gittiklerine ve tarihte kaldiklari yerde birakin.

24. Uyku onemli. Yeterince ve kaliteli uyuyun. Arastirmalara gore, vucudumuzdaki hucrelerin yenilenmesi, biz uykudayken gerceklesiyor. Zihnimizi bosaltip bir sonraki sabaha dinlenmis baslamak icin gece kaliteli bir uyku cekmeliyiz. Vucudunuza ihtiyaci olan uykuyu sagladiginizda, sabah aynada daha guzel gorunmuyor musunuz? 'Guzellik uykusu' bos bir soz degil. 

25. Dijital caga ayak uydurun ama kendinizi akilli cihazlara esir etmeyin. Telefonlarimiz, tabletlerimiz ve bilgisayarlarimiz hayatimizin cok buyuk bir kismini olusturuyor ve yonetiyor. Kesinlikle cok onemli, ama gozleriniz bozulana kadar veya asosyallesmek pahasina kendinizi baglamayin. Sevdiklerinizle yan yana oturup telefondan yazistiginiz oluyordur sizin de, iliskilerimizi gercek dunyada yasayalim. 

26.  Baskalarinin sozlerini cok ciddiye almayin. 'Insanlarin agzi torba degil ki buzesin', sozu bosuna soylenmemis. Herkesin yorumunu, elestirisini, dedikodusunu kafaniza takmayin. Onlar kim ki sizi yargiliyor? Baskalarinin beklentisine ve elestirilerine gore degil, kendi icinizden geldigi sekilde, etkilenmeden hareket edin ve kararinizdan gurur duyun.

27. Yaslanmaktan korkmayin. Cunku bu sadece dogal bir surec. Yas, hayata geldigimiz zamani gosteren bir sembol ve tarihten baska birsey degil. Nasil hissediyorsaniz o yastasiniz. Yasinizi kabul edin, size getirecegi yeniliklere acik olun, keyfini cikarmaya bakin.

Growing old is mandatory, growing up is optional. 
–Walt Disney

January 16, 2015

Moda'da Iki Guzel Kesif: Muaf ve Cikolata Dukkani

  2 comments    
categories: 
Gecen hafta ulkeyi esir alan ve gunlerce bizi evlerimize hapseden kar firtinasi ve soguklarda, evde mahsur kalmaktan cok bunaldigim bir gun calismak icin mekan degisikligi yapip Kadikoy'e gitmeye karar verdim. Uzun zamandir duydugum bircok yeni kafe ismi vardi, bir de merak ettigimiz, kendi cikolatalarini yapan ufacik bir dukkan olan Cikolata Dukkani. Calismak icin alani rahat midir degil midir bilmiyordum, ama aklima ilk gelen ve henuz gormedigim yerlerden biri, Moda'daki Muaf oldu. Cok kafa yormayip, gidip bakarim, rahat edemezsem yer degistiririm en kotu diye dusundum. Moda Meydani'na dogru gidip, dondurmaci Ali Usta'dan hafif saga kivrilan yolda, soldan ikinci kafe. 

Muaf'in onundeki alan oldukca genis, epey de bir masa var. Isiticilar olmasina ragmen, benim icin hava disarida kesinlikle oturulmayacak kadar soguktu. Ustelik calisacagim icin montumla sarmas dolas oturmak hic rahat gelmedi. Kafenin ici ise epey ufak, iki tane genisce (4-5 kisilik) masa var, bir de 4 kisinin oturabilecegi, ortasinda bir sehpa olan ufak bir oturma grubu. Dekor, sanki arkadasinizin evine gitmissiniz havasinda, gayet rahat ve hatta biraz daginik da. Menude, ufak bir kafeden bekleyeceginizden daha cok secenek var. Kahvalti, sicak icecekler, yemek, icki gibi farkli konseptleri kaldiran bir menu ve ortam. Tarz olarak biraz Karakoy'deki mekanlari andiriyor, ama fiyatlarin Kadikoy fiyati olmasi haneye kocaman bir arti! Guzel bir oglen yemegini, icecek + cay vs dahil 20-25 TL'ye yeyip cikmaniz mumkun. Muzikler oldukca guzel ve calismaya uygun, ama masalar malesef degil. Sandalye-masa boy farkindan dolayi sanirim, bir turlu rahat oturamadim. Bir de esas sorun, icerinin kesinlikle isitilmamasiydi. Sal, atki, sapka, ne varsa sarilip oturduk ve kalktigimizda bacaklarim soguktan uyusmustu. Bence havanin daha sicak ve guzel oldugu gunlerde, acik alaninda oturmaya gitmek icin cok daha ideal. 

Diger bahsetmek istedigim yer ise, ufacik tefecik sevimli mi sevimli bir dukkan: Cikolata Dukkani. Yine Moda'ya dogru yururken, Yeni Fikir Sokak'ta, hemen gozunuze carpabilecek bir yer. Disarida iki, iceride de 3-4 ufak masasi var. Biz, iceride kocaman bir bufede sergilenen cikolatalarindan ufak bir kutu yapip calisirken yiyelim diye ugradik, fakat ogrendik ki menuden siparis edip orada yiyebileceginiz birkac urun de var. En meshur olanin adi Asuman'mis - krem santili, cilekli cikolatali mousse'a benziyordu ama gercekten oyle mi, bir yiyene sormak lazim. Kutuyu alip kendi sectigimiz cikolatalardan bir karisim yaptik ve once gozumuzu doyurduk. Sonra da yemeye basladikca hemen bitmesinler diye bir cikolatadan, bir parmaklarimizdan yedik! :) Portakalli ve naneli-limonlu olan cikolata barlari, renklerinden oturu cok ilgi cekici. Limonlu olani daha cok sevdim, portakalli daha az. Ama benim esas favorilerim frambuaz, kahve ve kestaneli top cikolatalar oldu. Godiva ve Lindt'le kiran kirana kapisabilecek kadar nefis cikolatalar yapiyorlar. Biz bayildik, size de kesinlikle oneririm! Lezzete hayran kalmam bir yana, bir de boyle bir mekanim olmasini yillardir hayal ederdim. Bu sebeple daha da hosuma gitti sanirim. Kimbilir, belki bir gun bir bakarsiniz kollari sivayip ben de baslarim! :)

January 14, 2015

Urfa'da Oxford Vardi Da Biz Mi Gitmedik?

Artik Urfa'da da Oxford var, Trabzon'da da, Istanbul'da da! :)

"MOOC", yani Turkcesi'yle "Kitlesel Acik Cevirimici Ders", ABD'den baslayarak tum dunyada daha yaygin hale geliyor ve egitimin gelecegi olarak ifade ediliyor. Anlami ise, kitlelere acik, internet ortamindan verilen dersler. Yani artik herkes, her sehirde, oturdugu yerden, dunyanin dort bir yanindaki universitelerden ders alabiliyor! 
Gecen hafta, 'haftanin linkleri'nde Coursera'nin Turkce derslerine link verdikten sonra aldigim sorular uzerine, MOOC turu online egitimlerden biraz daha detayli bahsetmeye ve cok faydali oldugunu dusundugum icin benzer baska kaynaklari da bir liste yapip sizinle paylasmaya karar verdim. 

Internet uzerinden kolayca kayit olunan dersler, dunyanin her yerinden universiteler ve akademisyenler tarafindan hazirlaniyor ve sizinle birlikte binlerce ogrenci daha ayni dersi aliyor. Bazi dersler, gercekten universitede siniflarda videoya alinmis dersler ve bilgisayarinizin basindan videoyu izlerken sanki o siniftaymissiniz hissinde dinliyorsunuz. Oldukca interaktif ve kullanimi kolay platformlari uzerinden, hem dersin egitmeni, hem de 'sinif arkadaslarinizla' iletisime gecebiliyor, konulari tartisabiliyor, hatta kimi dersler icin proje gruplari bile olusturabiliriyorsunuz. Bazi dersler icin kendi temponuzda ilerleyebiliyor, bazilarinda ise belirlenmis tarih araliklarinda ilerliyorsunuz. Derslerin cogu ucretsiz olsa da, bazilarinda temsili fiyatlarla (genellikle gordugum 20-90 USD arasinda degisebiliyor), sertifika opsiyonu da bulunuyor. 

Ben 2014'un ilk aylarinda, Coursera uzerinden, University of Maryland'in sundugu, Inovasyon ve Girisimcilik uzerine sertifikali bir ders almistim (50 USD'di). Sertifikali oldugu icin deadline'lari, odevleri ve sinavlari olan bir dersti ve gercekten dikkatimi vererek, ciddi anlamda vakit ayirarak tamamlamistim ve yuksek bir not almak icin kendi kendime mucadele veriyordum :) Bitirdiginizde, odev/sinav sonuclarinizi hemen ogreniyor ve feedback aliyorsunuz. Dersten mezun oldugunuzda ise eger sertifikaliysa, sertifikanizi Linkedin sayfanizda paylasabiliyorsunuz. Ozetle, merak ettiginiz alanlarda kendinizi gelistirmek ve yeni yetkinlikler edinmek, ozgecmisinize farkli beceriler eklemek icin bence muthis bir firsat. Ustelik Harvard'da bir profesorun dersini almak icin artik kalkip taa Boston'a gitmeniz, Harvard'a kabul olmaniz bile gerekmiyor. Teknolojinin hayatimiza getirdigi en buyuk yenilik ve guzelliklerden olsa gerek! Bu arada dersler arasinda yogadan tutun da finansa, uzay bilimlerine, yazilima, gitara kadar hersey var. 

Eger siz de bir goz atayim, merak ettigim seyler var, ogrenmeye doymadim diyorsaniz hadi asagidaki linklere bir bakin, kendinize super dersler secin!

* Edx
* MIT 

January 12, 2015

Is Pazarinin Degisen Dinamikleri ve Girisimci Olmak Icin 6 Motivasyon

  2 comments    
categories: ,
Gunden gune, isinden ve 8-5 rutininden bunalan (tabii hesapta olmayan fazla mesailer de cabasi), sikayet eden kisilerin sayisi artiyor mu, bana mi oyle geliyor? Insanlar, kendilerini hapsolmus hissettiren, gelisime, degisime acik olmayan isyerlerinden, antika usullerle yonetilmeye calisilan verimsiz islerden, ardi arkasi kesilmeyen ve yeni bir toplanti tarihi belirlemek disinda bir ciktisi olmayan toplantilardan ve jenerasyon farki basta olmak uzere bircok sebepten oturu kendilerini cildirtan yoneticilerden kurtulmak icin bir mucize bekler gibiler. Bu durum, Y jenerasyonu (veya "Millenial jenerasyon") diye siniflandirilan, 1980'ler ve 2000'lerin ilk yillari arasinda dogmus olan grupta cok daha belirgin halde.
Daha sabirsiz, degisimden keyif alan, daha talepkar ve is konusunda (X jenerasyonuna gore) daha az sadik olan bir jenerasyondan bahsediyoruz. Ancak sahsi gozlemim, mevcut durumlarindan sikayet etmek ve mucize beklemek disinda bir aksiyon alanlarin sayisi oldukca az. Girisimleri destekleyen pek cok fon ve kurumun olmasi, herkesin bu firsatlardan haberdar oldugu anlamina gelmiyor malesef. Ote yandan, haberdar olmak da bir adim atmak icin gerekli cesareti saglayamayabiliyor ve cogunlukla da saglamiyor.
Lise yillarindan itibaren sinav ustune sinava girmek, universiteye 'kapak atmak' ve universiteden mezun olur olmaz 'guvenli ve kurumsal' bir yerde ise girip 'kendini guvenceye almak' icin kosullanan bir jenerasyonuz isin gecmisine ve aslina baktiginizda. Bunun uzerine de, devletin sosyal ve saglik anlamindaki guvencesinin yetersiz olmasi sebebiyle, para kazanmaya baslayan her Turk gencine yapilan 'gayrimenkule yatirim yapmalisin' veya 'bir araba alip en azindan bir mal sahibi olmalisin' seklindeki toplum baskisi sebebiyle geliri sekteye ugratmama korkusu eklenince, cesaretlenmek cok daha imkansiz hale geliyor.
Ote yandan, mevcut durumundan mutsuz olan, icindeki girisimci ruhu mutemadiyen bastirmaya calisan kisiler de kendini olumsuz bir kisir donguye sokmaktan baska birsey yapmiyor. Iste tam da bu yuzden, dijitallesen cagin ve is dunyasinin degisen kurallari ve duzeninin farkinda olmak cok cok onemli, cunku aslinda yeni duzen, onemli firsatlar sunuyor, is yapis sekillerimizi kolaylastiriyor. Peki nasil? Kendi isinizi yapmak konusunda sizi cesaretlendirmesi gereken 6 nokta:

1. Is pazari degisiyor! 'Kurumsal' veya 'devlet memurlugu' diye nitelendirilen isler tek care degil ve belki de eskiden inanildigi kadar 'guvence' ve tatmin de saglamiyor. Bu kadar hizla degisen ve dijitallesen, hizla entegre olan, bilginin su gibi aktigi, gelistigi ve rekabetin cilginca arttigi bir cagda, geleneksel kariyer seceneklerine bagli kalmak yetersiz. Is arama motorlari, gorusmeler ve asirlar suren cevaplari beklemek yerine, kendi kariyer rotanizi cizmek belki de cok daha mantikli ve gelecek vaat eden bir secenek.

2. Egitim ve sertifika almak internet kullanmak kadar kolay! Online egitimlere kaydolabileceginiz, sertifikalar alabileceginiz kurumlarin sayisi git gide artiyor. Dunyanin en iyi okullari ve akademisyenlerinden, islerin uzmanlarindan dersler almak, iletisime gecmek icin artik ne ulke degistirmeniz, ne de kucak dolusu para sacmaniz gerekiyor. Yeni beceriler edinmek ve uzmanlasmak, yapmak istedigimiz isle ilgili kendimizi gelistirmek icin internet yeterli.

3. Kendi isinizi kurmak hic olmadigi kadar kolay ve ucuz! Eskiden, bir ofis, masaustu bilgisayar, telefon hatti ve hatta resepsiyonistiniz olmadan is kurmak pek hayal edilebilecek birsey degildi (Webrazzi'nin kurucusu Arda Kutsal, bir konusmasinda sirf musterilere sekreterinin olmadiginin anlasilmamasi icin telefonlari farkli birisi gibi acip, 'sizi Arda Bey'e aktariyorum' seklinde idare etmesi gerektiginden bahsetmisti mesela:)). Artik musterilerinizin size guvenmesini saglamaniz icin bir ofise veya sabit telefon hattina ihtiyaciniz yok. Laptop ve cep telefonunuzdan tum isinizi yonetmek icin hicbir engeliniz yok.

4. Reklama para vermeniz gerekmiyor! Eski usul pazarlamada, reklam vermek, isinizi tanitmak icin ajanslara bir dunya para dokmeniz, kampanyalar tasarlamaniz, kendinizi gostermeniz icin on takla atmaniz gerekiyordu. Simdilerde ise sosyal medyayi iyi ve akillica kullanir, dijital mecralardaki kimliginizi yonetir, Google ve Facebook reklamlarina ufak meblalar odeyerek markanizi ve isinizi dogru ifade edip tanitabilirsiniz.

5. Ekibinizi internetten kurabilir, iletisimi bile bir araya gelmeden saglayabilirsiniz! Ihtiyaciniz olan gorev ve destek icin internetten ilan cikarabilir, Skype uzerinden gorusmelerinizi yapabilir, Insightly gibi online programlar sayesinde is dagilimlari, gelismeler ve calismalarinizla ilgili durumlari paylasabilir, toplantilarda saatler harcamadan islerinizi ilerletebilirsiniz.

6. Tum bu gelismelerin yasandigi, dijital iletisimin gunluk hayatimizin buyuk bir parcasi haline geldigi ve akilli cihazlarin eksperi oldugumuz bir surecteyiz. Ve harika olan, bu sureci yasayan, baglantinin gucunu deneyimleyen ve dolayisiyla en hakim olan jenerasyon, Y jenerasyonu. Bu sebeple, bu cagin islerini en iyi yonetebilecek adaylar, tam da bu donemin gencleri!

January 9, 2015

Haftanin Linkleri

1. Bazen, iki dakikaligina da olsa hicbirsey yapmamak ve sadece durup nefes almak tahmin ettiginizden daha tazeleyici olabilir. (donothingfor2minutes.com)

2. Kameranizi manuel modda kullanmak istiyor ama bir turlu ozellikleri aklinizda tutamiyorsaniz bir kopya vereyim. (shotrockers.com)

3. Internetten alisveris yaparken, kusuratli olan harcamalarinizi yukariya yuvarlayarak sivil toplum orgutlerine bagis yapabileceginizi biliyor musunuz? (yuvarla.org)

4. Jan Vorrman'in insiyatifiyle baslayan, legolarla catlak duvarlara yama yapan, sehirleri guzellestiren insanlar var. (dispatchwork.info)

5. Dunyanin her yerindeki universiteleri ve akademisyenlerinden ucretsiz olarak ders alabileceginiz Coursera'da Turkce dersler de var. (coursera.org)

6. 2014'ten 100 kitap. (radikal.com.tr)

7. 2014'te dunyada ve Turkiye'de neler olmustu, zaman tuneli olarak goz atmak, arsivlemek isterseniz Line hazirlamis. (line.do)

8. En iyi sugar cookie tarifi - denendi, onaylandi. Onumuzde Sevgililer Gunu var mesela; kurabiye yapmak ve hediye etmek icin bahane uretmek kolay. (foodnetwork.com)

9. Gunun harika gecmesi icin once harika baslamak gerek. Gunun ilk 10 dakikasinda bunlari yapin! (apartmenttherapy.com)

January 5, 2015

'Small Talk' - Ayakustu Sohbetlerin Ustesinden Gelmek Icin 7 Yontem

Hem is hem sosyal hayatimizda pek cok okazyon sebebiyle tanimadigimiz kalabalik insan gruplariyla bir araya geliyoruz. Bazen konferanslar, toplantilar, seminerler, bazen kurslar, dersler, bazense davetler ve dugunler olabiliyor. Bu tur durumlar,  sosyallesmek ve network yapmak icin bir firsatken, tanimadigi kisilerle sosyallesmekte, tanismakta veya 'small talk', yani ayakustu sohbeti yapmakta zorlananlar icin de stres haline gelebiliyor. Kimileri, cok kolay sohbet baslatabilir ve tanimadigi kisilerle yarim saat icinde tanisikligi ilerletebilirken, benim gibi havadan sudan konusmayi pek beceremeyen ve dogrudan konuya gecmeyi daha cok tercih edenler icin icin ayakustu sohbetleri cok daha zor birseye donusuyor. 0'dan 10'a kadar bir puanlama yapacak olsam, ben buyuk ihtimalle 6-7 civarinda sayilirim, ama gelismek icin cok alanim oldugunu dusunuyorum. Her halukarda, benden cok daha zor durumda olup katildiklari etkinliklerden tek kelime etmeden ayrilan ve hatta cesaret edemedigi icin bu tur ortamlardan kacinan cok kisi var. Pek cok kisiye faydali olacagini dusundugum icin, hem kendi gozlemlerim, hem de konuyla ilgili yaptigim arastirmalari derledim, 'ayakustu sohbetleri'yle basa cikmak icin 7 yontemi ozetledim:
Ayakustu sohbetlerinin ustesinden gelmek, yeni kontaklarla aranizda mini bir bag olusturmak icin, daha onemli sohbetlere on ayak olmasi icin (cunku bu havadan sudan sohbetleri her ne kadar sevmesek de, onemli konusmalar bu konusmalarin arkasindan geliyor) ve hatta yeni arkadaslar edinmek icin kritik. Her konusmanin arkasindan yeni bir dostlugun veya ortakligin tohumlari atilacak diye birsey yok elbette, ancak bu sohbetler sayesinde tespit edeceginiz ortak bir takim ilgiler, beceriler ve baglantilar sayesinde tekrar iletisime gececek konularin kesfedilmesi ve irtibat yaratilmasi oldukca onemli.


1. Sorular sorun. Cevabi 'evet/hayir'dan daha uzun ve ucu acik, hikayelerle cevaplanan sorular konusmalari baslatir. Karsinizdaki kisiye, kendileriyle ilgili birden fazla cumle ile cevaplayabilecekleri sorular sormaniz, sizin de onlarla ilgili fikir edinebilmenizi, yorum yapabilmenizi ve konusmayi baska sorular veya orneklerle devam ettirebilmenizi saglar.
Mesela:
-"Etkinlikle baglantin nedir?"
-"Calistigin sektore nasil girdin?"
-"Sektorundeki gelismelerle ilgili ne dusunuyorsun?"
-"Yaptigin isle ilgili ilginc buldugun seyler nedir?'
...

2. Aynalama yapmayin. Ozellikle tanimadigimiz insanlarla sohbet ederken, konu mutlaka havaya suya gelir. "Bu ara da havalar cok soguk", gibi. Genelde verilen cevap da, "Evet, hakkaten cok soguk", gibi birsey olur ve konusma orada kilitlenir. Karsinizdaki kisiye hep katilmak zorunda degilsiniz, muhalefet olun veya alakasiz bir konuyla baglayin. "Evet soguk gercekten, ama boyle havalarda yapilacak harika aktiviteler var. Ben x,y,z'den cok keyif alirim mesela. Senin de bunlar gibi soguk mevsimde yapmayi sevdigin aktiviteler var mi?", gibi. 

3. Konusmaktan zevk aldiginiz konulari onceden bilin. Bazen tanimadiginiz kisiyle baslatmaya calistiginiz sohbetler birkac dakika icinde sikici bir hal alabilir ve zorunluluktan yapildigi bellidir. Birisiyle konusma baslatmadan once siz eger kendi keyif aldiginiz konulari bilirseniz, en azindan sizi mutlu eden konulari birer birer konusma sirasinda yonlendirebilir ve ortak bir alan olup olmadigini diye kesfedebilirsiniz.

4. Gozlem yapin. Bulundugunuz ortamda, sosyallesmeye gecmeden once etrafi gozlemleyin. Konuklari, dekorasyonu, yemekleri, muzigi fark edin. O an, hic tanimadiginiz insanlarin oldugu bir ortamda, ortak oldugunu bildiginiz tek paylasiminiz bulundugunuz etkinliktir. Dolayisiyla, sohbet baslatmadan once yaptiginiz gozlem, size konusacak yeni konular verecektir. 

5. Pozitif yaklasim herseydir. Eger biraz sonra yapacaginiz kisa sohbetin ne kadar gereksiz oldugundan baska birsey aklinizdan gecemiyorsa, emin olun bu karsinizdaki kisiye de yansiyacaktir. Zorunluluktan ve ortamin sosyallesmek konusunda uzerinize yarattigi baskidan dolayi biriyle sohbet etmeye calisirsaniz bu yuzunuzden okunur ve hissedilir. On dakikalik havadan bir sohbetin size bir sonraki musterinizi getirmeyecegini bilemezsiniz. Yani belki de hic gereksiz degil, aksine cok gereklidir. 

6. Ilginizi konustugunuz kiside olsun. Birisiyle konusurken, karsinizdaki insanin surekli omzunuzun uzerinden baska bir yerlere bakmasi veya her 10 saniyede bir kapidan kimin girip ciktigini izlemesi kadar rahatsiz edici birsey olamaz. Havadan sudan da olsa, karsinizdaki kisiyle yaptiginiz sohbeti onemsediginizi gostermek onemlidir. Kapiyi izlemek istiyorsaniz, kapiyi tek basinayken izleyin. Birisi sordugunuz sorulara cevap verirken degil. Gozlerine bakin ve ilginizin onda oldugunu gosterin. 

7. Iltifat etmekten kacinmayin. Konusmaya basladiginiz kisiyle ilgili on bilgiye sahipseniz, bu sizin icin yorum yapacak bir alandir. Ornegin meslegindeki basarilarini, yayinladigi makaleyi veya sosyal medyada paylastigi bir fotografin ne kadar guzel oldugunu soylemek, karsinizdaki kisinin gurununu oksar. Belki kariyer hedefiniz karsinizdaki kisiyle ortusuyor ve iltifatla baslattiginiz tatli bir sohbet, ornek alabileceginiz bir takim ozellikleri daha detayli dinlemeniz icin bir firsat yaratabilir. Konusacaginiz kisiyi hic tanimadiginizda ise, uzerindeki giysi veya bir aksesuara bile iltifat edebilir ve ornegin yesil rengi ne cok sevdiginizden veya tam oyle birseyi aradiginizdan ve nereden aldigindan bahsedebilir ve olumlu bir sohbet icin ilk adimi atmis olursunuz. Ee ne demisler, tatli dil yilani deliginden cikartir. :)



January 2, 2015

Havadan Sudan Yeni Yildan Filmlerden - 3 Mutlu Film Birden

  No comments    
categories: , ,
Harika dostlarla, adeta gulmekten yuz kaslarimizin gelistigi super bir sekilde girdik yeni yila. Evimizde, evli olarak ev sahipligi yaptigimiz ilk organizasyonumuz yilbasi yemegimiz oldu. Herkesin birseyler getirmesiyle, muhtesem bir sofra kuruldu, her yemekli organizasyondan sonra oldugu gibi iki partilik daha yemek artarak geceyi kapadik, buzdolabini saklama kaplariyla doldurup tasirdik. 

Yemek biter bitmez bulasik derdine dusulmesin diye bu defa kagit tabaklar ve plastik kadehler kullanmaya karar vermistik. Metro'dan alisveris yaparken Kullan-At bolumunden aldigimiz tabak ve kadehler hem cok kaliteliydi, hem de acaip pratik oldu, eger bir gun dusunurseniz aklinizda bulunsun diye yazayim istedim. Tesadufen de gecen gun KullanAtMarket diye bir siteye denk geldim. Yemek, parti, davet gibi organizasyonlarda gerekebilecek her turlu ivir zivir mevcut. Tam ve guzel bir sofra kurmak icin gerekli herseyi alip, masaortusu de eger kullanip atmaliksa, filmlerde oldugu gibi soyle kocaman bir top yapip oldugu gibi cope atip sifir bulasikla kocaman bir grubu bile agirlayabilirsiniz. Ihtiyac olmasi halinde, faydali bilgiler defterine not edilebilir. ;)

Bu aralar cok film izliyoruz, izlediklerimizden size de birkac oneride bulunayim istiyorum cunku cok guzeller! Asagidaki uc film de 'heart warming', 'uplifting' diye gecen, 'mod yukseltici', 'motive edici' ve 'mutlu' filmler bana gore. Gundemde yeterince entrika ve huzun oldugu icin, televizyonu olumlu seyler seyretmek icin kullanmayi daha cok tercih ediyorum. Hazir yepyeni bir yila girmisken biraz ilham ve tutku fena olmaz bence! 

The Hundred-Foot Journey: Helen Mirren, Om Puri ve Manish Dayal'in basrollerde oldugu, Hindistan'da ailecek restoran isletmeciligi yapan bir ailenin restoranlari bir gecede yanip hayatlarina yeniden baslamalari gerektiginde, baba ailesini toparlar ve cocuklarin tum itirazlarina ragmen Fransa'da muhtesem guzellikte bir kasabaya tasinirlar. Helen Mirren'in islettigi Michelin yildizli bir Fransiz restoraninin tam karsisina actiklari Hint restoraniyla birlikte hikaye baslar. Iki restoranin arasindaki rekabetin yani sira, ask, dostluk, yemek ve muhtesem gorsellerle dolu cok keyifli bir film. 
What If: Ruby Sparks'tan hatirlayacagimiz Zoe Kazan, bence cok basarili bir aktris ve senarist. Kendine ozgu bir tarzi olan, orjinal biri ve filmlerinden acaip keyif aliyorum. Filmin Toronto'da gecmesi, kalbimi calan bir baska faktor oldu. Zoe Kazan ve Harry Potter roluyle hafizamiza kazinan Daniel Radcliffe basrolde, birbirinin dilinden super anlayan, aralarinda muthis bir iletisim olan iki arkadasi canlandiriyorlar. En iyi arkadas ve sevgili olmanin arasindaki ince cizgideki iki kisiyi anlatan, Hollywood Rom-Com'larinin oldukca disinda ve tazeleyici bir hikaye. Ask ve arkadasliga dair derin konusmalarin, ince esprilerin gectigi bir film. 500 Days of Summer'i ve When Harry Met Sally'i bir nevi andiran, guncellenmis versiyonu denebilecek bir hikaye. 
Son olarak ise, Begin Again: Her filmine hayran kaldigim Marc Ruffalo, Keira Knightley ile super bir ikili olmus. Manhattan'da tutunmaya calisan, ayrildigi erkek arkadasindan (Adam Levine) sonra umutlarini kaybetmis Ingiliz besteci ve soz yazari genc bir kiz, arkadasinin israri uzerine gittikleri barda kendine ait bir sarki soyler. Aile ve isinde ise basarisiz bir yol izleyen ve motivasyonunu kaybetmis bir muzik yapimcisi (Mark Ruffalo) ise, kizi dinler dinlemez super bir isbirlikteligi icin kafasinda plani canlandirir ve ikna etmek icin aksiyona gecer. Hayatlarini muzige adamis iki insan, film boyunca harikalar yaratir, muhtesem bir album kaydederler. Muhtesem muzikleri ve bir ise tutkuyla asilma hikayesini en guzel sekilde birlestiren, acaip mod yukselten, super keyifli bir film. Izlemenizi ve soundtrack'ini dinlemenizi siddetle oneririm. 
Tekrar, harika bir yil ve guzel baslangiclar diliyorum herkese! Yeni ajandalar ve yeni kararlarimizla baslasin yeni seruvenler!