February 24, 2015

Belated Resolution for 2015!

  No comments    
categories: , , ,
Yilin neredeyse 3. ayina girerken, hala 2015 icin kararlar aliyorum farkindayim, ama ne demisler: Gec olsun, guc olmasin!


Hayatimda yalnizca bir defa, 2013 yaz-sonbahar arasinda ideal ve mutlu oldugum kilo ve fizikte oldum saniyorum. Ve malesef zor kazanip kolay kaybettim! :) 
Tam o donem baslayan yeni is, iliski, okul donemi ve degisen hayat tempom ve dolayisiyla beslenme duzenimle birlikte tekrar yolun basina dondum ve su anda hic memnun olmadigim bir halde, kendimi kalici olarak motive etmenin ve yeniden ideal kiloma kavusmanin yollarini arar haldeyim. Spor, hayatimdan hic cikmayan, hep bir formda devam eden birsey ve aliskanlik haline gelmesinden cok cok mutluyum, ama istikrarli ve inatci bir sekilde hedefime ulasmak icin kullanmam gerekiyor ve bir suredir bu eksik. Sadece mevcut hali korumak degil, 2013 yazindaki ideal halime donmek icin yeni bir donem basliyor artik! Belki aylar oncesinden alinmasi gereken bir karardi, ama ben bu hafta itibariyle aldim ve bundan sonra uygulamaya alacagim cesitli yontemlerle motivasyonumu surdurulebilir kilmaya calisacagim. Saglikli ve temiz beslenmek ve duzenli sporla birlikte, bunu kalici hale getirmek ve motivasyonumu kaybetmemek icin yapmaya karar verdiklerim:

  • Fotograflayip yazacagim, boylece kendime gorsel bir hatirlatma da yapmis olurum. Paylasmak hem insani motive eder, hem de sorumluluk hissini artirir (cunku artik cabanizdan baskalari da haberdardir). Boylece, paylasabilmek motivasyonuyla da daha iyi beslenecegimi ve sporu aksatmayacagimi umuyorum. 

Kosu sahil yuruyus

  • Sikildigim ve bu yuzden motivasyonumu kaybettigim sporlarla kafayi bozmayip, yapmaktan keyif aldigim ve bikmayacagim seylerde enerjimi kullanacagim. 
  • Egzersiz programina cesitlilik katip hem farkli kas gruplarini calistirmis olacagim, hem de tekrara dusup cayma ihtimalini dusurecegim.  
  • Yemek planini onceden yaparak, gecikmis yemek yuzunden anlik aclik krizine yakalanmayi engelleyecegim. 
  • Baris'i da acilen motive edecegim, cunku onu da misyonuma dahil etmezsem, yarida kaliyor. :)
cardio fitson spor
  • Karamsarliga kapilmadan devam edecegim, cunku bunun gecici bir sure degil, bir hayat bicimi oldugunu biliyorum ve amacim kesinlikle kendimi acliktan bayiltmak veya kas insana donusturmek degil. Saglikli ve guclu oldugum, kendimi bedenimle barisik ve iyi hissettigim hale ulastirmak. 
  • Ilham olacagini dusundugum bloglari ve sayfalari takibe alacagim. (Epey takip ettigim kisi var ama yeniler de her zaman artidir)
  • Gelismeleri blogdan aktaracagim, boylece karsilikli birbirimizi motive etmis oluruz. 
  • Takip etmemi onerdiginiz sayfalar/kisiler/yontemler/sporlar olursa lutfen yazin, bana da ilham olun! :)

(Yukaridaki Fotograf da hedeflenen Ozge :))

Yaza kadar yeterli vaktim var; 2015 yazi neden 2013 yazi gibi olmasin!?
Hadi o zaman ben hareket etmeye gidiyorum!
canan karatay caps diyet

February 21, 2015

Evde Kek Kokusu Var: Havuclu Tarcinli Kek

havuclu tarcinli kek - carrot cinnamon cake
Kek denilince ilk akla gelenlerin basinda "Havuclu Tarcinli" oldugu suphesiz.  Hatta bence keklerin krali bile olabilir. 

Benim icin de esas kek gibi kek, havuclu tarcinlidir ve kendisi yillardir evimizde klasiklesmis bir tat ve kokudur. Issiz Adam filmiyle populerligi artmadan, herkesin dilinde dolasmadan, her kahvecide servis edilmeden, benim kendi basima, yemege dair yapmayi ogrendigim ilk sey olmustu. 

Bu seriye baslarken, kokudan yola cikmis, evdeki kek kokusundan, yarattigi mutluluktan ve sicakliktan bahsetmistim. Kokularin hafizamizi harekete gecirdigi ve bir takim hisler uyandirdigini biliyoruz. Hatta oyle ki, hic 'kapanmayan' ve 24 saat aktif olan tek duyumuz olfaction, yani koku alma duyusu. Beyindeki amygdala'yi aninda harekete gecirerek, duygulari islemeyi ve animsamayi saglar. Modumuzu degistirebilir, performansimizi yukseltip dusurebilir, yaraticiligimizi tetikleyebilir. Evimizde bizi motive eden, iyi hissettiren kokularda mum veya tutsuler olmasi bence bu sebeple epey onemli. 

Benim icin tarcin kokularin en guclusu, en guzelidir. Oyle ki, ailemizin altinci uyesinin adi, canimiz. 
En cok havuca, elmaya yakisir; keke katip firinda da isiyla bulusturdunuz mu koku bayramina ve iyi hissetmeye hazir olun!

Malzemeler:
4 yumurta
1,5 su bardağı seker
1 su bardağı sıvı yağ
1,5 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
3 su bardağı un
2 su bardağı havuc rendesi
1/2 corba kasigi tarcin
+
1 su bardagi iri dovulmus ceviz
1 cay bardagi sari uzum 

Yapılışı:
Yumurtalar ve sekeri kopurene kadar cirpin. Sivi yagi ekleyip yarim dakika daha cirpin. Un, kabartma tozu, vanilyayi ve tarcini tercihen ayri bir kapta, elekten gecirip birbirlerine karismalarini saglayin. Kuru malzemeleri yavas yavas ekleyip iyice karistirin. Dovulmus ceviz ve havuc rendesini ekleyip tekrar karistirin. Kalibinizi yaglayin, tabanina biraz seker serpin (yapismamasi icin). Onceden isittiginiz 190 derece firinda 40-45 dk arasi pisirin. 

Afiyet olsun!

February 18, 2015

Zor Secimleri Nasil Yapariz?

Dun, hayatimda verdigim en zor kararlardan birini verdim ve zor bir karari vermis olmanin ardindan yasanan tedirgin ve karmasik ruh halinden kurtulmak icin de saatler harcadim. Dogruyu soylemek gerekirse, halen daha kurtuldum mu emin degilim. 

Ve boyle durumlarda, kendimi telkin etmek ve rahatlatmak icin ilk yaptigim hareket yine, benimle ayni hisleri paylasmis birilerinin hikayesini okuyarak veya dinleyerek ortak noktalar yakalamaya calismak, yalniz olmadigimi, hata yapmadigimi ve sonsuza kadar pismanlik yasamayacagima kendimi ikna etmeye calismak oldu. Eminim siz de hayatinizda en az bir kez olsun yasamissinizdir buyuk bir karar vermenin tedirginlik ve panigini. "Dogru karari veriyor muyum, bundan sonra olene kadar pismanliktan kivranir miyim?" sorulari kafanizda cirit atar, iciniz icinizi yer, sizin yerine baskasi karar versin ve sorumlulugu o ustune alsin istersiniz. Etrafinizdakilerin gozunun icine bakarsiniz onlar birsey soylesin ve sonra kararinizdan memnun olmadiginiz ilk anda donup onlara 'sen boyle demistin ama' diyebilmek icin.  Bir gunah kecisi arayisidir bu aslinda. Zor bir karar vermenin sorumlulugu ve yukunden kacmak, kacinca icimizin rahatlayacagini hissetmek.

Oysa ki bir gunah kecinizin olmasi, kararinizi begenmediginizde size hicbirsey kazandirmaz. Mizmizlanir, soylenir, ama sonucta kararinizin sonucunu kendiniz yasayacaginiz icin elinize hicbirsey geciremezsiniz. 

Oyleyse, bir gunah kecisi aramayi birakmali!
Peki ben ne yaptim?

Birkac gun boyunca cevremdeki herkesin basini sisirip mazlum mazlum herkesin gozunun icine bakip cevap aradiktan ve sacimi basimi yolduktan sonra, karari yine kendim verdim ve sonrasinda da gerginligimi yine kendim yasadim. Ama iste bu noktada (sanirim kendimce buldugum en iyi cozum bu), beni hic tanimayan, en objektif degerlendirmeyi yapip yol gosterecegine, ilham verecegine inandigim tek kapiyi caldim: Google

Parmaklarim klavyenin uzerinde ucarcasina kafamdaki tek soruyu yazdi:
"How to make and deal with hard choices?"

Kisacik bir tarama, ve super bir TED konusmasina denk geldim. Ruth Chang, "How to Make Hard Choices". Once hukuk, sonra felsefe alaninda hayatina devam eden ve insan hayatindaki secimler uzerine calisan biri.

Kolay ve Zor Secimler ve Secimlerin Mantigi

Chang'e gore kolay secimler, ortada daha iyi bir alternatifin oldugu secimler. Yani aslinda, onunuzdeki iki opsiyon arasinda birinin digerine gore hali hazirda daha mantikli oldugu ve 'beni sec' diye goz kirpan, cok sorgulanmadan da secilmesi gerekliligi bariz olan secenekler. Kolay secimlerin oldugu durumlarda, ortada zaten megilli olmaniz gereken secenek icin mantikli bir sebep mevcut ve eger bu mantikli secenegi secmezseniz, hata yapiyor olacaginiz da kesin. Kolay bir secim icin baskasinin fikrini de almak kolay, cunku zaten ortada daha iyi bir alternatif var ve bunu baskalari da gorup size soyleyebiliyor. 

Bu da demek oluyor ki, eger tum secimlerimiz kolay olsaydi, secenekleri sorgulamaya ve mantikli sebepler yaratmaya ihtiyacimiz olmaz ve dolayisiyla bizi mevcut 'mantikli sebeplerin' bir nevi kolesi haline getirirdi. Hep mantigi takip etmemiz gerekirdi. 

Oysa ki zor secimlerde, daha iyi bir alternatif yoktur ve secenekler birbiriyle farkli yonleriyle esdegerdir. Hukukta veya felsefede kariyer yapmak, kahvaltida donut veya cornflakes yemek, cocuk yapmak veya yapmamak gibi. Birinin digerinden daha mantikli olduguna dair bariz bir durum yok. Cok kisisel ve durumsal secimler. Dolayisiyla zor olan secimlerde, kisi, mantigi kendisi yaratmalidir. Seceneklerden birine egilmek icin sorgulamali ve sebepleri kendisi uretmelidir. Boyle durumlarda, cevrenizdeki kisiler de susar, cunku kimse hangisinin 'daha iyi bir alternatif' olacagini bilmez. Ve Chang'e gore, zor secimler yapmamiz gereken durumlar, bizi kendi kurallarimizi yaratmak zorunda birakir ve yarattigimiz bu mantikli sebepler ve kurallar da aslinda kisiligimizi tanimlayan ozellikleri olusturur

Bunu yapmayanlari ise, 'suruklenenler' olarak tanimliyor. Kendimizi olaylarin akisina birakarak secim yapmaktan kactigimizda, aslinda kendi yolumuzu cizmekten kacmis oluyoruz. Korku, telas, dogru ve yanlis yargilarinin, odul ve ceza psikolojisinin bizim yerimize hareket ettigini soyluyor.  

Bu konusmanin sonunda Ruth Chang videodan firlayip bana "Aferim Ozge, dogru yoldasin, dogru karari verdin, sakin farkli senaryolari dusunme" demedi elbette. Ama 'dogru ve yanlis' yargilarinin disina cikmam gerektigini gosterdi. Kendi hikayemi yazmak konusunda cesaretim oldugunu gormek ve zor secimler yapmanin bir lanet degil de, degerli bir firsat oldugunu duymak icime su serpti sanirim. 

Zor secimlerinizde sizin de icinize su serpmesi dilegiyle. 

February 10, 2015

Seyahatlerde Hayatinizi Kolaylastiran Tuyolar: Valiz, El Cantasi, Uygulamalar

Bir onceki yazinin devami niteliginde olan bu yazida, soz verdigim uzere tuyolarin ikinci kismi geliyor! Valiz hazirlama, el cantasi ve isinize yarayacak seyahat uygulamalarini da derlemis bulundugumuza gore, tatildeki kiymetli vakitlerimizi daha sorunsuz ve keyifli gecirmemek icin hicbir sebebimiz kalmadi.

Oyleyse basliyorum:

Valiz Hazirlama Sanati
Valiz hazirlamak konusunda oyle cok yazildi, cizildi, stratejiler gelistirildi ki... Bir donem Facebook'ta Cin'lilerin ideal valiz hazirlama videosunun viral oldugunu bile hatirliyorum. Bu isin gercekten cok yontemi var, ama benim icin en cok ise yarayan iki metot soyle:
1- Rulolama
2- Giysilerinizi ayri ayri paketleyebileceginiz fermuarli cantalar. 
packing cubes - seyahat organizatorleri - valiz duzenleme
Bu paketlerin, "valiz/canta organizatoru" isminde bulunacagini tahmin ediyorum, ama Turkiye'de satilip satilmadigina acikcasi emin degilim. Ben en son Amerika seyahatimde 3 farkli boydan olusan bir paket almistim. Eger varsa, tahminen Tchibo'da veya GittiGidiyor'da bulunabilir. Buyuk olana giysilerimi, orta olana da ic camasiri & coraplarimi, sonra da yumusak ortamda saklanip korunsunlar diye gunes gozlugu, parfum sisesi gibi esyalarimi yerlestiriyorum. Valizin icinden de cikardiginizda bir cekmeceyi elinize almis gibi oluyorsunuz, acaip kompak ve pratik. 

Valizinizi, gitmeden once tika basa doldurmayin, donerken birseyler almak isterseniz agirlik problemine takilirsiniz.
valiz etiketi - luggage tag
Valiz etiketleri kullanin - hem valizinizi hizlica bulmanizi, hem de kayboldugunda size ulasilmasini kolaylastirir. 

Gittiginiz gun sayisinin iki kati kadar esya almayin, kullanmadan geri getireceksiniz. 
Agirlikta sorun olmaz, yer kazanmam lazim diyene, vakum posetleri iyi bir secenek olabilir.

Valizinizin bir kosesinde birkac tane ekstra poset bulundurun. Kirli camasir, ayakkabi, islak esya vs. herhangi birsey icin ihtiyaciniz olabilir.
seyahat boy sampuan krem - travel size shampoo cream lotion
Sampuan, sac kremi, dis macunu, losyon, sac spreyi gibi urunlerinizin seyahat boylarini alin veya Watsons/Gratis gibi dukkanlarda satilan seyahat boyu siselere evdeki urunlerinizden aktarin.

Sarj aletlerinizi bir gozluk kabina veya keselere koyup karismalarini engelleyebilirsiniz. 

Ayakkabilarinizin icine corap, kemer, gozluk gibi seyler doldurup hem yerden kazanabilir, hem de ayakkabilarinizin seklinin bozulmamalarini saglayabilirsiniz. 

El Cantasinin Olmazsa Olmazlari
travel carry on makeup bag - seyahat el cantasi makyaj cantasi
El cantaniza alacaginiz urunleri cok abartmayin, hem agirlik yapmayin, hem de sivi limitlerinden dolayi boyutlarina dikkat edin. Yukaridakiler benim makyaj cantamdan cikmayan, her durumun kurtaricisi urunler. 

Uzun bir yolculuga cikiyorsaniz sarj aletleriniz, ipad/bilgisayar/telefonunuz, kulakliginiz ve iyi bir kitap yaninizda olsun. 
Ucak, tren, otobus, araba fark etmez, ben yolda uyumayi severim diyorsaniz boyun yastiklarindan edinin, zavalli boynunuz saga sola dusup agrimasin. 

Takilarinizi, degerli esyalarinizi ufak bir keseye/cantaya koyup, el cantaniza alin! Valizinizin kaybolma durumunda sigorta takilarinizin bedelini odemeyecektir.

Teknoloji Seyahatlerde de Cankurtaran
Otelin veya kalacaginiz evin adreslerini not edin. Bazi ulkelere girmeden once kalacaginiz adresi soran bir form doldurmaniz gerekebiliyor, Google maps, Yandex veya Apple Maps'i kullanarak adresi haritada isaretleyin ve daha sonra interneti kullanmadan da tekrar bakabilmek icin fotografini cekin. 
Hem restoran tavsiyesi, hem adres bulma, hem de otel, kafe ve restoranlarin wifi sifrelerini ogrenmek icin Foursquare kullanabilirsiniz. Onceden kurcalarsaniz gideceginiz yerleri kaydedip kendinize bir liste de cikarabilirsiniz.
Gideceginiz yerin hava durumunu bilerek hazirlanmak ve yola cikmak altin kurallardan biri! Accuweather uygulamasiyla saat saat hava durumunu takip edebilirsiniz. Valizinizi de bu dogrultuda hazirlarsaniz soguklarda usumez, sicaklarda pismezsiniz! :)
Havaalanlarinda yolunuzu bulmak, terminallere ulasmak, gecikme ve ucus iptallerini takip etmek icin Gate Guru super. Ayni zamanda hangi terminalde, nerede biseyler yiyebileceginizi ve hangi magazalarin oldugunu da buradan bulabilirsiniz. 

Son olarak, hazirlik herseydir! Seyahata cikmadan once arastirmalarinizi yapip hazirlandiysaniz, gittiginiz yerde kimse sizi tutamaz! Tatili planlarken rehberlerden ve bloglardan fikir alin, ilginizi ceken yerleri ve tuyolari not edin, henuz bakmadiysaniz suraya da bir bakin!

O halde yarin Amsterdam'a ucacak olan bize ve tum seyahat severlere iyi yolculuklar!



February 9, 2015

Mahallede Ne Var Ne Yok, Hepsi Yelp'te!

Yelp kesif - Istanbul Unveiled - Film Gosterimi - Cihangir Palas
Bilmedigim bir yerlere gidiyorsam, etrafta neler var, nerede ne yenir, ne icilir, bir ihtiyac oldugunda nerede market, kuafor, elektrikci vs. bulurum diye ilk yaptigim sey internette arama yapmak. Istanbul'a ilk tasindigimda bu bilgilere nasil ihtiyac duydugumu size anlatmam mumkun degil! Mahalleyi tanimiyorum, dukkanlari bilmiyorum; ofiste herkese sorular sorup duruyordum su nerede bu nerede, diye. Hal boyle olunca, ben bu bilgiye nasil ulasma ihtiyaci hissediyorsam, baskalari da hissediyordur diye dusunuyorum. Dolayisiyla, ben bir yerleri kesfediyorsam veya orayla ilgili soyleyecek birseyim varsa, baskalari da ihtiyaclari oldugunda faydalanabilsinler diye cesitli platformlarda yazmaya/anlatmaya ozen gosteriyorum. 

Daha yaygin olarak Turkiye'de bilinen, 2008 yilinda kurulan Mekanist (ki artik Mekanist Hintli bir firma olan Zomato tarafindan satin alindigi icin icin ismi degisecektir) ve 2011 yilinda Turkiye pazarina oyunlastirilmis sistemiyle hizli bir giris yapan Foursquare, mekan yorumlari yapabileceginiz, okuyabileceginiz, fotograf paylasabileceginiz ve check-in yapabileceginiz platformlar. Ben size, kendim yakin zamanda tanistigim bir platform ve topluluktan bahsedecegim: Yelp!
Yelp kesif - Burrito shop - meksika yemegi
Amerika'da kullaniminin ne kadar yaygin oldugunu bildigim ve kendim de yurtdisindayken kullandigim bu sistem, Turkiye pazarina 2012 sonunda girdi ve kendini, mahalledeki kucuk isletmelere kadar her yeri arsivleyen, tanitan ve destekleyen bir firma/uygulama olarak konumladi. Bu anlamda kendini bence diger platformlara gore biraz ayri tutuyor. Kullanmaya ve diger Yelp'cilerle tanisana kadar acikcasi digerlerinden veya internette yorum yapabilecegim herhangi bir baska adresten cok farki yoktu benim icin. Fakat Aralik'ta uye olduktan kisa bir sure sonra sayfayi kurcalarken bir etkinliklerine denk geldim. Bagdat Caddesi'nde, Burrito Shop diye daha once hic gormedigim bir yerde, Meksika Gecesi! "Enteresan, hadi gidip bir deneyelim" dedim, iki arkadasimi da kaptigim gibi hem tanismaya, hem de Turkiye'de cok iyi Meksika yemegi yapilmadigi icin merakla burritoyu test etmeye gittim. :) 

Cok keyifli gecen ilk etkinligin ardindan tanistigimiz arkadaslarla eklestik, bir sure online olarak irtibatta kaldik, derken, gecen hafta da gelen davete Baris'la birlikte, bu sefer nasil degisik bir aktivite planladi acaba Gulfem diye merakla gittik. :) Cihangir'de, benim bayildigim turden yuksek, oymali tavanli, koyu parke dosemeli guzel bir salonda, Serif Yenen'in yarattigi C.I.P (Cultural Interactions Point)'te, Istanbul Unveiled belgesinin gosterimine gittik. Istanbul'un yalnizca tarihi yerlerini gostermek yerine, bir takim kulturel veya Turkiye'ye ozgu aktiviteleri de deneyen (oryantal, baklava yapimi, hamam gibi) ve roportajlar yapan Amerikali bir turistin deneyimlerini iceren, eglenceli bir film. Istanbul'la ilgili gosterilecek cok daha fazla sey oldugu kesin, ama bir yandan da 1 saatlik film icin Istanbul cok uzun ve dolu bir sehir, o yuzden cok elestirel olmamaya calisiyorum. :) 

Lafi toparlayacak olursam, mahallenizi, sehrinizi tanimak, tanitmak, ayni zamanda yeni insanlarla tanismak, Yelp'cilerle kaynasmak icin siteyi ziyaret edip biraz gezinmenizi oneririm. Ozellikle yasadiginiz yerde yeniyseniz veya cok iyi bilmiyorsaniz oldukca yol gosterici olabilir. Benim kullanmaktan cok memnun oldugum ve tanidigima cok sevindigim insanlar oluyor her etkinlikte. Sizin neden olmasin? :)
Yelp'le kesif - Discovering with Yelp

February 8, 2015

Evde Kek Kokusu Var: Vanilyali Kakaolu Kek

Kakaolu vanilyali kek - kek tarifi - chocolate vanilla cake
Cikolatanin, bircok kisinin ortak zaafi oldugunu soylemek hic yanlis olmaz, ne dersiniz? Cikolata istegi, elimizin altinda bulunmadiginda en yakin markete depar attiracak, internetten fotograflar acip , baktikca agzimizin suyunu akitacak cinsten hain birsey. Boyle mucizevi bir lezzetten mahrum kalmak ise iskenceden farksiz. Diyet zamanlarimizda en cok aradigimiz, uzuntulerimize yoldas yaptigimiz, agrili zamanlarimizda hizir gibi yetisip placebo etkisiyle iyilesmemizi saglayan, kutlamalarimizda ise alinabilecek en guzel hediye, mutluluk kaynagi.

Ben cikolatayi, aromali, janjanli veya Metro, Snickers gibi formlarda degil de, daha saf ve sade haliyle yemeyi sevenlerdenim. %70 bitter olsun, benim olsun! Kakaonun tadini daha cok alabiliyorsunuz boylece, tipki cayi sekersiz ictiginizde gercek aromasinin farkina varabilmeniz gibi.

Kakaoyu da, cikolatanin saf, sekersiz ve tatlandirilmamis hali oldugu icin cok seviyorum ve bence keke en yakisan aromalardan birisi. Bu kadar cikolata ve kakaodan bahsetmisken, bu haftanin kekinin neli oldugunu tahmin etmeye de gerek bile kalmadi zaten! :)

Haftanin keki, cok temel ve bircok farkli aromaya baz olarak yapilabilecek, klasik diyebilecegim bir kek turu. Kek yapmanin temel mantigini kavramak ve hic tarif bakmadan bile cesit cesit kekler yaratabilmek icin bence once bu kekin yapilisini ogrenmekte fayda var. Cok pratik, lezzetli, sade bir tat. Kakao, sekersiz oldugu icin cikolataya gore daha tercih edilesi oldugu gibi, cikolata istegini de ciddi anlamda tatmin ediyor bana kalirsa. Sonucta da sekeri fazla olmayan, lezzeti ve kokusu mis gibi bir kek kahvenizin yanini senlendiriyor.

Malzemeler:
3 yumurta
1 su bardağı seker
1 su bardağından biraz az sıvı yag
1 su bardağı sut
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya (vanilya aromaniz varsa 1 yemek kasigi kadar sivi olarak da kullanabilirsiniz, bence daha guzel olur - benimki bittigi icin toz kullandim)
3 su bardağı un
1 limon kabugu rendesi (isterseniz portakal kabugu rendesi de kullanabilirsiniz)
2 yemek yasigi kakao tozu
+
Dovulmus findik veya ceviz / hindistan cevizi / sari uzum / damla cikolata gibi eklemelerle de cesitlendirebilirsiniz. 

Yapılışı:
Yumurtalar ve sekeri krema kivamina gelene kadar cirpin (yaklasik 5 dk). Sivi yagi ekleyerek cirpmaya devam edin. Limon kabugu rendesini ekleyip tekrar karistirin. Un, kabartma tozu ve vanilyayi tercihen ayri bir kapta, elekten gecirip birbirlerine karismalarini saglayin. Biraz unlu karisimdan, biraz sutten ekleyerek karistirmaya devam edin (un cirpma esnasinda etrafa ucusmasin diye). Karistirma isiniz tamamlandiginda, kek karisiminizin yarisini, yagladiginiz kaliba dokun. Diger yarisina kakaoyu ekleyin, sut veya suyla kivamini biraz yumusatarak kakaonun iyice karismasini saglayin. Kakaolu kismini da kaliba dokun ve bir catal yardimiyla kekin icinde gezdirip yayilmasini saglayin. Onceden isittiginiz 175 derece firinda 40-45 dk arasi pisirin. 

Afiyet olsun!
Kakaolu vanilyali kek - kek tarifi - kahve - chocolate vanilla cake

February 5, 2015

Yemekte Ne Alirsiniz? Turk Mutfaginin En Guzellerinden Secmeler

Evde yemek yapmak, yemek guzel de, bir de su bulasigi toplayip ortaligi silmesi, kaldirmasi olmasa... Daha saglikli olsun, hem kilomuzu hem butcemizi koruyalim falan diye markette alisveris sepetimizi guzelce dolduruyoruz, 'bu hafta hep evde yemek yapiyoruz!' diye kendimizi gaza getiriyoruz. Sonra bir de bakmisiz, o hafta arka arkaya etkinlikler, doktor randevulari, ziyaretler siralanmis, market alisverisindeki gazimiz 'fosss'lamis duman atiyor. Boyle yazinca, disarida yemek yemeyi sevmiyoruz falan sanilmasin, fazlasiyla seven bir ciftiz. Hatta yeni mekanlari kesfedelim suraya da gidelim buraya da gidelim diye Baris'in yakasina yapistigimdan dolayi artik "yeni mekan acilmis duydun mu' diye benimle mutemadiyen dalga gectigi de dogrudur. 

Son zamanlarda bircok farkli konseptte ve yerde restoranlara yolumuz dustu, hepsi de À La Turca, Turk mutfaginin en gozdeleri! Kisaca yazayim, siz de bilin, yolunuz dustugunde aklinizda olsun ya da okurken agzinizin suyu akarsa da yolunuzu bilhassa buralar icin degistirin dedim! :)

kofte
Tarihi Kosova Koftecisi, Izmit
Burasi, gecen hafta bir toplanti icin gittigimde, Izmit'li bir beyin bizi oglen yemegine goturdugu muthis bir restoran! Koftenin her cesidi, etin en guzeli, mezenin onlarca cesidi mevcut. Iki katli, kocaman bir yer, sehrin surekli musteri alan meshur, nam salmis restoranlari olur ya, tam bu turden bir restoran. Servis cok hizli ve kibar. Ana yemeklerimizden once ismini bilmedigim ve websayfalarindan da fotografini bulamadigim bir piyaz turu geldi. Iri fasulyeler, bol zeytinyagi, karabiber ve baska baharatlarin icinde marine olmus, super bir lezzete donusmustu. Menudeki diger hersey gibi Bosnakca bir ismi vardi, fakat malesef hatirlayamiyorum. Restoranda hic fotograf cekemedim bu arada, cunku neredeyse dede-torun yas farkimiz olan bir grup olarak gittik, dolayisiyla 'ben bi yemegimi fotograflayayim, daha sonra blogumda anlatirim' seklindeki ifademin arkasindan soru isaretleri dogurmak istemedim :) 
Yuvacik mevkisinde olan bu restorana yolunuz dustugunde atlamamanizi, kofte ve kuru etin iyisini yemek icin dere tepe giderim derseniz de, yolunuzu Izmit'e dusurun derim. 
*Fotograf, restoranin websayfasindan alintidir. 
hayvore restoran - hamsi - kuru fasulye - misir ekmegi
Hayvore, Taksim
Cumartesi aksami Mirkelam konseri oncesi, aksam yemegi saatinin gectigi, ama bir yandan da yemegi atlamamiz gerekecek kadar gec olmayan bir saatte, hizli ve cok sagliksiz olmayacak birseyler yiyelim diye dusunurken, Baris'in aklina geldi Hayvore. Ismi, Lazca'da "ben burdayim" anlamina geliyormus, cok da hosuma gitti. Taksim'de, Istiklal'de yururken, Galatasaray Lisesi'ne gelmeden solda, Turnacibasi Sokak'ta, Karadeniz mutfagindan muthis lezzetler sunan ama cok buyuk olmayan bir restoran. Yemekler hazir, vitrinden zevkinize uyani seciyorsunuz, birkac dakika sonra masanizda, super bir misir ekmegi tabagiyla birlikte yerini aliyor. Kuru fasulyesi ve ismini bilmedigim hamsili ve pazili yumurtasi, unutamayacagim lezzetler arasina girdi bile. Adresini aklima yazdim, Karadeniz mutfagiyla tanisikligimi ilerletmek icin yolum dustukce ugrayacagim kesin. Guardian, Istanbul Eats, TimeOut gibi bircok yerde de methedilmis bu arada. 
Kebap - Meze - Sogurme - Nakkas
Nakkas Kebap, Ethemefendi
Kebap sevmem diye gecinen ben, ikidir gittigim kebapcilardan 'tekrar ne zaman geliriz', diyerek ayrilir oldum. Ilki, evimizin cok yakinina acilan Bedri Usta'ydi. Bu sefer de, cok sevdigimiz iki insanla birlikte gittigimiz bir aksamda, hem restoranin acilis hikayesini ogrendigimiz, hem de kral sofrasi gibi bir ziyafetle karsilastigimiz, Ethemefendi'deki Nakkas Kebap oldu. Oyle lezzetli mezeleri ve salatalari var ki, daha kebaba gelmeden tika basa doymus oluyorsunuz. Bu da tam bir kebapci ve raki-balikci yerlerin trajedisidir bence. Adamlarin esas ana yemeklerini dilimize doluyoruz, oysa cogu sefer daha tadamadan, 'baska sefere onden birsey almayip sadece onu yiyecegiz' diyerek kalkiyoruz. Sogurmesi, lahmacunu, cigeri, icli koftesi, bol soganli, nar eksili salatalari ve son olarak da, gercekten o gune kadar sevmedigimi sandigim Adana'si muhtesemdi. Kisa oturmaya, yeyip kacmaya degil, yemekle butunlesmeye, sohbetle saatler gecirip keyif yapmaya, azar azar herseyden tadip iyi yemek yemeye ve benim gibi cok araniz yoksa, kebapla barismaya gidin. 

Afiyet olsun!

February 4, 2015

Topu Topu 7 Nota Var, Kaç Ayrı Beste Yapılabilir Ki?

  No comments    
categories: , ,

Ilk kez bir konuk yazarim var bugun, muzige tutkun bir adamdan... Hic uzatmadan, sozu ona birakiyorum. 

Yukarıda okuduğunuz Serdar Ortaç ifadesi, Türkiye’de popüler müziğe olan bakışın kısa bir özeti de olsa, aslında sanat ile ilgili yüzyıllardır süre gelen 'sanat sanat için mi yapılır yoksa toplum için mi' sorusunu yeniden akıllara getiriyor.  Bu yazıyı detaylandırmadan önce neden bu konu hakkında yazmak istedim; kısaca açıklamak isterim.

Babamın satın aldığı ilk küçük Yamaha keyboard ile müzik hayatına başlayan bendeniz, lise yıllarında okul grubundan arkadaşlarla müzik yapmaya başladım.  Müzik konusundaki sezgilerimi ve “müzik kulağımı” yakından bilen başta ailem, Süheyla Hocam ve müzisyen arkadaşlarım sağolsunlar hiç bir zaman desteklerini esirgemediler. Öyle ki  lisede ekip içinde gitar çalmayı öğrendim, liselerarası müzik yarışmasına katıldık katılacağız derken kendimi Bostancı Gösteri Merkezi’nin sahnesinde 4000 kişilik kalabalığına çalarken gördüm. Yine bilenler bilir Ayvalık’ın güzelim Cunda’sındaki Dinazor Pub’da bir gece aniden mevcut müzisyenleri sahneden indirip 4 arkadaş oradaki kalabalığa müzik ziyafeti sunmuşluğumuz vardır.

Artık Özge dahil Shazam’a rakip olduğumu kabul ediyordur, yıllardır farklı türlerdeki müzikleri dinlemeye bayılıyorum. Müzikal evrimim yerli müzikle başladı, önce Bulutsuzluk Özlemi, Kargo, ardından bir süre Ege, Ata gibi müzisyenlerin Akdeniz tınıları, lise dönemimde Ortaçgil Kızılok, Erkan Oğur esintileri.  Üniversite’de Fransızca’ya sarınca Aznavour, Jacques Brel, ülkemizde de hayli bilinen Dany Brillant’lar. Hiç unutmam 2002’de Paris’e gittiğimde Guillaume bana Radiohead’in Paris konserinin CD’sini çekip hediye etmişti, acayip mutlu olmuştum. Anlayacağınız çeşitlilikte son nokta benimki!

Tüm bunları kendimce iyi müziğin tanımını vermek için yazıyorum.  Demet Akalın’lar yazın insanları oynatabilir, bir nevi transa geçirebilir ancak en büyük handikapları uzun soluklu olmamaları. Zaten kendileri ve dinleyicileri de bu durumun farkında ki her yaz yeni hitlerle Kral TV ve sahil partilerinde boy gösteriyorlar.

Bana sorarsanız iyi müzik Ortaçgil’in akustik gitarı çalma üslubundaki ince detaylar, Erkan Oğur’un perdesiz gitarıyla çaldığı makamlar, gecenin tam üçünde diyerek gece gece seni beni alıp götüren Kızılok şarkıları. Ancak müzikte detay da önemli. Örneğin karmaşık melodileri biraraya getirerek düzenli bir müzik üretebilen Radiohead, bence açık ara dünyanın ritm duygusu en yüksek müzisyenlerden oluşuyor. Zaten dünyanın en iyi grupları tarih boyunca genelde İngiltere’den çıkmış (Bkz.Rolling Stones, Queen).

Dünyada müziğin evrimine baktığımızda önceleri solistlerin yorumu önemliydi diye düşünüyorum. Sinatra, Andy Williams, Bennett; (Türkiye’deki yansımaları Erol Evgin, Ömür Göksel, Erol Büyükburç) big band ve sanatçının muhteşem uyumunu temsil etmiş. Bu yazıda değinmeyeceğim sosyolojik hareketlerdeki değişimlerle beraber özgürlüğü ifade eden Rock müziğin evrilmesi 60-80 arasına damga vurmuş (bizdeki en güzel örnek Barış Manço’dur diye düşünüyorum). Sonrası zaten malum ; tüm dünyada popüler müzik ve dijitalin önlenemez yükselişi.

Müzik’te trendler, kullanılan enstrümanlar eminim her zaman değişecek, ancak farklı türleri dinlemeyi siz de deneyin. Zaten iyi müzik sizi yakalar, ucundan mutlaka bir göz kırpar.

Sevgiler,
Barış

February 3, 2015

Blog Yaziyorum Da Ne Oluyor?

blog yazmak
Blog yazmayla ilgili gecenlerde bir yoruma denk geldim: "Her gun online ozgecmisinizi guncellemis oluyorsunuz", diyordu. Kesinlikle cok dogru, cunku sayfaniza yaptiginiz her ekleme ve urettiginiz her yazi, dijital ortamda kalici hale geliyor ve sizinle ilgili birseyi anlatiyor. Yazi dilinizi, ilgi alanlarinizi, sosyallesmek icin neler yaptiginizi, bos vaktinizi nasil degerlendirdiginizi, kendinize ait bir platforma gosterdiginiz ozen ve istikrari da okuyuculariniz kolaylikla fark ediyorlar. Eski usul, 'universiteyi bitirdikten sonra sunu yaptim, bu staj, bu is, bu roller, bidi bidi' diye anlatilan ozgecmisleri yetersiz ve basmakalip buldugumdan, herkesin kendini ifade etmekte rahat hissettigi baska bir platformda, yazmasini, konusmasini, cizmesini, veya yaptigi sey her ne ise, onu icra etmesini daha guzel ve manali buluyorum. 

Standart ozgecmislerinizde, bir sayfaya sigsin diye kirptiginiz tecrubeleriniz gercekten sizi ne kadar anlatabilir ki? 
Ote yandan, blogunuz veya kullandiginiz baska dijital platformlarda kendinizi cok daha ozgur hissederek paylasimlarda bulunuyor, sinirlarinizi kendiniz koyuyor ve gunden gune de yeni birsey ekleyip, aslinda bir nevi gelisim takviminizi sergiliyorsunuz. Turkiye'de, niye blog yazmak istenebilecegi halen daha kafalari karistiriyor olsa da, blog yazmanin benim icin bircok guzel yani var. Herseyden once, yilbasinda, bayramda seyranda cicili bicili bir defter ve kalem hediye edildiginde 'gunluk tutabiliceem' diye sevinc cigliklari atilan bir donemde gecen cocukluk ve genclik yillarim oldugu icin, gunluk yazmayi degerli bir aliskanlik olarak goruyorum. Simdilerde kiymetini bilmemeye daha meyilli oldugumuz gundelik detaylar ve keyifler, eski gunluklerimizde uzun uzun anlatmayi bitiremedigimiz anlardi. Bir arkadasimizla gorusmek mesela, 'soyle oldu, bunlari konustuk, X soyle demis, Y cok sevinmis, cok guzel bir kahve ictik, yaninda da tost yedik', gibi detaylari barindiracak kiymetli bir gunluk yazisiydi. Iste blog yazmak, benim icin bugun halen daha bu detaylari farketmek, yazmaya ve paylasmaya deger bulmak, donup arsivleri kurcaladigimda anilari tazelemek demek. Iste bu sebeplerle, evde pisen kek, aileyle yapilan bir kahvalti veya bir tatilde sahilde boylu boyunca uzanmak, benim icin o eski kiymetini koruyor ve hatirlatiyor.

Ayni zamanda, blog yazmak, belli bir istikrarla duzenli olarak yazi yazmak demek. Ve her yazdiginiz yazida, farkinda bile olmadan kendinizi gelistiriyor, yazi dilinizi guclendiriyorsunuz. Ifadeleriniz daha net hale geliyor ve imzanizi tasiyor bana kalirsa. Ben cok uzun zamandir duzenli yaziyor olmasam da, simdiden kendime ait bir yazi dilinin olusmaya basladigini hisseder oldum. Cok iyi yazmak, cok okunmak demek degil bu, ama insanin kendini ifade edebilecek bir yontemi olmasi cok rahatlatici ve keyifli. Kimisi dans ederek, muzik yaparak, kimisi konusarak, kimisi de yazarak kendini ifade etmekte daha rahat hissediyor. Ama gunun sonunda, ben herkesin kendini rahat hissettigi bir ifade formu bulmasi ve bu vesileyle ozgurlesmesi gerektigini dusunuyorum. 
Son olarak bahsetmek istedigim, yazmak icin cok fikir edinmek gerekiyor ve dolayisiyla cok cok okumak. Yazmaya basladiginiz zaman git gide artan okuma ihtiyaci ve istegi hissediyorsunuz ve surekli kendinizi yeni bilgilerle beslemeye basliyorsunuz. Baska bloglar, haberler, kitaplar, kisisel gelisim siteleri, sosyal medya paylasimlari, sirketlerden gelismeler, surekli okudugunuz, taradiginiz ve notlar aldiginiz kaynaklara donusuyor. Bu da duzenli bir dongude kendinizi gelistirmeniz, hizlanmaniz ve uretmeniz anlamina geliyor. Ve urettiginiz sey ne olursa olsun, sizin eseriniz olmasi cok tatmin edici! :)